Bugüne kadar yer aldığı 30’dan fazla projede canlandırdığı birbirinden farklı karakterlerle hafızalarımıza kazınan, Türk dizi, sinema ve tiyatro dünyasının usta isimlerinden Arif Selçuk ile bir araya geldik. Hanımın Çiftliği’nden Kırgın Çiçekler’e, sinemada başrolünü üstlendiği Karabasan filminden ekranların fenomen yapımı Yalı Çapkını’ndaki Cengiz karakterine kadar uzanan geniş oyunculuk yelpazesini kendisiyle masaya yatırdık. Tiyatro sahnesinin özgürlüğünü, uluslararası projelerin mutfağını, sanata adanmış evliliğini ve sektöre adım atacak gençlere tavsiyelerini konuştuğumuz, samimiyet dolu bu özel röportajla sizleri baş başa bırakıyoruz.
Betül FIRAT: Öncelikle hoş geldiniz. Biz sizi ekranlardan biliyoruz ama yeni nesil bilmeyen okurlarımız için söyleşimizin başlangıcında sizi tanımak isteriz. Kendinizden bahseder misiniz, Arif Selçuk Kimdir?
Arif SELÇUK: Merhaba teşekkür ederim hoş buldum. Ben aslen Hataylı olup Ailem Hatay’da yaşıyor. Evlenip ayrıldım, 3 kızım var 2006’dan beri oyunculuk yapmaktayım. Çevresinde iyi düzgün sevecen yardım sever biri olarak anılırım. Oyunculuk sevdamla baş başa yasıyorum.
Betül FIRAT: Oyunculuğa adım atma hikayeniz nasıl başladı; çocukluğunuzdan beri hayaliniz miydi, yoksa sizi bu mesleğe yönlendiren kırılma noktası bir olay veya kişi oldu mu?
Arif SELÇUK: 2006yılında Hatay’ da restorandım vardı ve o dönemde asi dizisi çekiliyordu. Ben de sete yemek gönderirken yönetmen ve oyuncularla tanıştım. Bir gün diziye kötü adam karakteri girecekken yönetmenimiz benim oynamamı istedi ve ilk sahne deneyimimi orada yasadım. Asi dizisinde bir sezon oynadım, fakat okulda da tiyatroda oynamıştım. İçimde sanata dair bir heves olmuştu. Bu şekilde de şanslı olarak ilk dizi oyunculuğumu yaşamış oldum, daha sonra ve kırılma noktam oldu. Sonra evlilik hayatımı bitirdiğimden dolayı İstanbul’a 2009 yılında gelip Müjdat Gezen ’den oyunculuk eğitimi alarak daha profesyonel bir şekilde oyunculuk yapmaya bu mesleği benimseyip kendimi oyunculuğa adadım.
Betül FIRAT: Bugüne kadar 30’dan fazla projede yer aldınız, Hanımın Çiftliği, Kırgın Çiçekler, Kurtlar Vadisi Pusu ve son olarak Yalı Çapkını gibi çok izlenen yapımlarda oynadınız; geriye dönüp baktığınızda kariyerinizin dönüm noktası olarak gördüğünüz proje hangisidir?
Arif SELÇUK: 2013 yılında samanyolu TV de “Küçük Gelin” dizisinde başrol olarak yer aldığımda herkesin beni daha iyi tanıması ve oyunculuğum dönüm noktası oldu benim için. Ama tüm zamanların üstüne çıkan tabii ki en son oynadığım “Yalı Çapkını” dizisinin tüm dünya ülkelerinde, 160 ülkede yayınlanmasının tanınırlığıma çok etkisi oldu.
Betül FIRAT: Son dönemde ekranların popüler dizisi Yalı Çapkını kadrosunda “Cengiz” karakterine hayat verdiniz; bu karakterin analizini yaparken en çok hangi yönlerinden etkilendiniz ve karakterle ortak veya tamamen zıt yönleriniz var mı?
Arif SELÇUK: Senaryo bana geldiğinde ilk önce nasıl bir karakter olduğu belli değildi. Gizemli ama mafya tarzı olması, silah kullanması beni daha da karakteri çözümlemeye itti. Senaryo ilerledikçe karakterin askeri kökenli bir psikolog olduğunu ve eve, aileye sahip çıkmak olduğu anlaşılınca, bir psikolog hastasına nasıl davranır konuşursa ben de araştırıp öyle rolüme hazırlandım. Ortak noktamıza gelince de sakin bir insanımdır. İnsanlara, çevreme olduğunca yardım etmeyi seven, iyi ya da kötü anlarında yanlarında olmaya çalışan biri olduğumdan daha da benimsedim. Benim için bugüne kadar oynadığım karakterlerden farklı olması beni daha da mutlu etti.
Betül FIRAT: Sinemada da aktif bir isimsiniz ve Karabasan filminde başrol üstlendiniz; bir korku/gerilim projesinde başrol oynamanın psikolojik ve fiziksel zorlukları nelerdi, set süreci nasıl geçti?
Arif SELÇUK: Aslında tam korku filmi denemezdi, “Karabasan” filmimiz de macera komedi ve ufakta olsa bir korku vardı. Çok öyle psikolojimizi bozacak sahnelerimiz olmadı ama çarpılan karakteri oynamak biraz zorlu oldu. Tabii ki çarpılmış insanı canlandırmak gerçeğe yakın olmalıydı ama daha önceki oynadığım “Lanetli Anahtar” sinema filmi tam bir korku filmiydi ve orada şeytan çıkaran bir hocayı canlandırdım. Orada evet film sonrası etkilendiğim oldu.
Betül FIRAT: Rusya-Türkiye ortak yapımı olan Merhamet Meleği filminde rol aldınız; uluslararası ekiplerle çalışmak, yerli setlere kıyasla oyunculuk pratiğinize ve vizyonunuza neler kattı?
Arif SELÇUK: “Merhamet Meleği” dizisi Rusya’da 6 bolüm olarak yayınlanan dizi idi. Bugüne kadar ilk çalıştığım yerli-yabancı ortak dizi oldu. Ekip o kadar profesyoneldeki setteki herkes görevini biliyor ve islerindeki sorumluğu tam anlamıyla yapıyordu. O kadar kibar naziklerdi ki oyuncuların üstüne titreyen yönetmen ve ekip çok ilgili idiler. Sette kendi karakterinizi yaratma ve keşfe izin vermeleri beni çok mutlu etmişti.
Betül FIRAT: Televizyon ve sinemanın yanı sıra Rutubet gibi tiyatro oyunlarında da sahne alıyorsunuz; sahne tozunu yutmak ile kamera karşısında olmak arasında sizce nasıl bir bağ var, hangisi size kendinizi daha “özgür” hissettiriyor?
Arif SELÇUK: Evet, iki tane tiyatro oyununda başrolde yer aldım. Tiyatro sahnesinde olmak ve izleyiciyle birebir canlı karşılarına çıkıp hikâyeyi yaşatmak çok güzel oldu. En sonda vermiş olduğunuz emeğin karşılığı alkışlar olunca da dahada iyi bir is başardığınızın farkına varıyorsunuz. Ama kamerada öyle değil yanlışlarda durup yeniden çekim yapabiliyorsunuz. Aradaki fark ise biri canlı insanlar karşısında oynamak diğeri kameraya oynamak. Arada bir fark yok aslında, oyunculuğunuz dışında tek bağ rolünüzü iyi yaptıysanız birinde alkış diğerinde tanınırlığınız ön plana çıkıyor. Özgürlük konusunda karakterinize katabildiğiniz her şey özgürlüktür.
Betül FIRAT: Hem Topal Osman Ağa tiyatro oyununda hem de Atatürk’ ün Fedaisi Topal Osman filminde yer aldınız; bu tarz tarihi karakterleri canlandırırken nasıl bir ön hazırlık ve araştırma süreci geçiriyorsunuz?
Arif SELÇUK: Evet, tarihi film benim için çok değerli. Canlandırdığım karakteri araştırırken o zamanlarda nasıl bir düşünce, davranış sergilediğini öğreniyor ve bana kattı sağlıyor karakter. Dönem işi heyecan verici hem kostümüyle hem karakteri canlandırırken o dönemi yasıyorum heyecan ve gurur verici oluyor.
Betül FIRAT: Sizce bir oyuncunun canlandıracağı karakteri ne olursa olsun “haklı bulması” veya onunla empati kurması gerekir mi; bugüne kadar oynamakta veya hak vermekte en çok zorlandığınız roller hangileriydi?
Arif SELÇUK: Haklı demeyelim de empati kurması lazım çünkü o karakteri oynarken nasıl düşünür, nasıl davranır, diye kendimizi o karakterin yerine koymamız lazım. Bugüne kadar hep kötü karakterlerde rol aldım. Yeri geldi mafya oldum, yeri geldi aşiret ağası oldum; yeri geldi baba oldum. Yine de “Küçük Gelin” dizisinde aşiret ağası hafızasını kaybetmiş tüm hislerini kaybetmiş hiçbir şey hatırlamayan bir karakteri oynarken zorlandım. Sebebi de düz bir oyunculuk sergilemek zorunda olmamdı. Kimseyi tanımadan düz bakışlar mimiksiz bir oyunculuk sergilemek kolay olmadı.
Betül FIRAT: Sosyal medyada oldukça aktifsiniz ve yüz binlerce takipçiniz var; bir oyuncu olarak dijital dünyada var olmayı ve hayranlarla doğrudan iletişim kurmayı günümüz sektör koşullarında ne kadar önemli buluyorsunuz?
Arif SELÇUK: Yani oyuncu olarak aktif olmak lazım tabii ki. Hayranlarınız sizlerin neler yaptığını merak ediyor. Sizlere sevgi dolu mesajlar atıyor. Bu da güzel bir şey. Halkla, insanlarla iletişimde olmak lazım; ego olmadan insan olmak daha doğru.
Betül FIRAT: Kariyerinizde bugüne kadar aldığınız çeşitli başarı ödülleri var; bu tür takdirler bir sonraki projeniz için üzerinizde bir motivasyon mu yaratıyor, yoksa omuzlarınıza tatlı bir sorumluluk yükü mü bindiriyor?
Arif SELÇUK: Tabii ki daha mutlu oluyorum. Çünkü yaptığım işin karşılığını aldığımda bu benim daha da motivasyonumu arttırıyor ve hep daha da iyisini güzelini yapmak istiyorum. Bu tatlı bir yükümlülük ama.
Betül FIRAT: Sektöre yeni adım atan, eğitim alan veya oyunculuk hayali kuran genç yeteneklere, bugünkü tecrübelerinizle vereceğiniz en altın değerindeki tavsiye ne olurdu?
Arif SELÇUK: Oyunculuk mesleği, önce eğitim sonra emek özveri ve sabır gerektiren bir meslektir. Eğer bunları başarabiliyorlarsa bu yolda ilerleyebilirler ve kendilerini her zaman geliştirmeleri lazım. Sadece eğitim almak yeterli değildir. Gözlem bizim işin en önemli unsurlarından biri. Sokakta günlük yasamda etrafımızı iyice gözlemlemeli ve analız etmeliyiz. İleride öyle bir karakter geldiğinde çözümlememiz daha kolay ve karaktere daha fazla şeyler katabiliyoruz.100 tane audition gelsin 99 da olumsuz olsa da 100 cude belki olacaktır.
Bu ara da bu söyleşi için bana zaman ve yer ayırdığınız için de ayrıca sizlere çok teşekkür ederim.