Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Hafif Yağmurlu
21°C
İstanbul
21°C
Hafif Yağmurlu
Cumartesi Az Bulutlu
19°C
Pazar Az Bulutlu
19°C
Pazartesi Çok Bulutlu
19°C
Salı Hafif Yağmurlu
17°C

İnadına Kıvırcık Soruyor Hüseyin Özütürk Cevaplıyor

İnadına Kıvırcık Soruyor Hüseyin Özütürk Cevaplıyor
A+
A-

Röportaj: İnci YILMAZ ŞİMŞEK

…

İNCİ YILMAZ ŞİMŞEK: Merhabalar kıymetli ziyaretçilerimiz. İnadına Kıvırcık Soruyor adlı röportaj serimizin yeni konuğuyla karşınızdayız. Konuğumuz Meçhul Sebebiyet, İlliyet Çıkmazı, Monad – Astro-Psikoloji Temaslar, Sinemanın Düşündeki Hayat, Yaşamın Ötesi, Aporik Çıkmaz, Sıkıntı ve Tükeniş kitaplarının yazarı Hüseyin ÖZÜTÜRK. Sorularımıza geçmeden önce davetimizi kabul ettiği için kendisine teşekkür ediyoruz. Sohbetimizin sonunda hem değerli konuğumuzu daha yakından tanımış hem de edebiyat yolculuğuna birlikte tanıklık etmiş olacağız. Merhabalar Hüseyin Bey. Öncelikle davetimizi kırmayıp Edebiyat ve Sanat Meltemi internet sitemizde yayımlanacak röportaj teklifimizi kabul ettiğiniz için teşekkür ederiz. Lütfen, okuyucularımız için kendinizi tanıtabilir misiniz?

HÜSEYİN ÖZÜTÜRK: Ben Hüseyin Özütürk. Yazın dünyamı, derin düşüncenin aforizmatik çağrışımlarıyla felsefi analizin ve psikolojik bağlaşmaların kesiştiği bir alanda şekillendiriyorum. Edebiyatı yalnızca bir anlatım biçimi değil, insanın kendisiyle, toplumla ve varoluşsal çelişkileriyle yüzleştiği düşünsel bir alan olarak görüyorum.

Çalışmalarımda insan davranışlarının görünen yüzünün ötesine geçerek düşünce, duygu ve psikolojik süreçlerin birbirleriyle kurduğu ilişkileri sorguluyorum. Felsefi sorgulama, analitik yaklaşım ve psikolojik çözümleme eserlerimin temel dinamiklerini oluşturuyor. Aforizmalar ise uzun bir düşünce sürecinin yoğunlaşmış, çarpıcı ve çok katmanlı ifadesi olarak yazınımda yer buluyor.

Bugüne kadar sekiz eser yayımladım. Eserlerim Türkçe, İngilizce, Fransızca ve Almanca dillerindeki yayınlarıyla farklı ülkelerdeki okurlara ulaşıyor. Benim için yazmak, hazır cevaplar sunmaktan çok düşüncenin sınırlarını zorlamak ve okuru kendi zihinsel sorgulamasına davet etmektir.

İNCİ YILMAZ ŞİMŞEK: Aldığınız ilk kitabı hatırlıyor musunuz? Ya da sizi derinden etkileyen ilk okuduğunuz kitap hangisiydi? O eser sizde nasıl bir iz bıraktı? Ne düşündünüz, ne hissettiniz? O kitap sizder nasıl bir iz bıraktı?

HÜSEYİN ÖZÜTÜRK: Çocukluğumda okuduğum ilk kitabın adını bugün kesin olarak hatırlayamıyorum; bu yüzden bir isim vererek gerçeği çarpıtmak istemem. Ancak kitapların bende bıraktığı asıl izin, yalnızca anlattıkları hikâyelerden değil, zihnimde uyandırdıkları sorulardan geldiğini düşünüyorum. Bir metin, insanın dünyaya bakışını değiştiriyor ve onu daha önce sormadığı sorularla karşı karşıya bırakıyorsa benim için etkisini göstermiş demektir.

İNCİ YILMAZ ŞİMŞEK: Geçmişe dönüp baktığınızda o ilk kitabını eline alan çocuk halinize ne söylemek istersiniz? Siz o çocuğun hayallerini gerçekleştirebildiniz mi?

HÜSEYİN ÖZÜTÜRK: Geçmişteki hâlime, merakını ve sorgulama isteğini kaybetmemesini söylerdim. Hayaller her zaman düşünüldüğü biçimde gerçekleşmeyebilir; bazen insan yol boyunca kendisini de hayalini de yeniden tanımlar. Bugün yayımlanmış eserlerimin olması, yazma isteğimi somut bir üretime dönüştürebildiğimi gösteriyor. Yine de bunu tamamlanmış bir hedef değil, sürekli değişen ve gelişen bir yolculuk olarak görüyorum.

İNCİ YILMAZ ŞİMŞEK: Belki de en çok duyduğunuz sorulardan biridir. Ancak okuyucularımız için bir kez daha sormak isteriz. Yazmaya nasıl ve ne zaman başladınız?

HÜSEYİN ÖZÜTÜRK: Yazmaya, zihnimde biriken sorulara ve içsel çelişkilere ifade arayarak başladım. Zamanla yazının benim için yalnızca duyguları aktarmak değil, düşünceleri çözümlemek ve görünürde birbirinden uzak olgular arasındaki ilişkileri araştırmak anlamına geldiğini fark ettim. Yazmak, zihnimde dolaşan düşünceleri sınayabildiğim ve onları daha belirgin hâle getirebildiğim bir alan oldu.

İNCİ YILMAZ ŞİMŞEK: Okuyucularımız için bugüne kadar yayımlanan kitaplarınızın isimlerini paylaşır mısınız? Kitaplarınızla henüz tanışmamış okurlarımız için içeriklerinden de kısaca söz eder misiniz? Sayfalarını açan okuyucuları neler bekliyor?

HÜSEYİN ÖZÜTÜRK: Bugüne kadar yayımladığım sekiz eser şunlardır: Meçhul Sebebiyet, İlliyet Çıkmazı, Monad – Astro-Psikoloji Temaslar, Sinemanın Düşündeki Hayat, Yaşamın Ötesi, Aporik Çıkmaz, Sıkıntı ve Tükeniş. Eserlerimde felsefi sorgulama, insanın iç dünyası, psikolojik çatışmalar, varoluşsal gerilimler ve düşünce ile gerçeklik arasındaki ilişkiler farklı biçimlerde ele alınıyor. Her kitabın kendine özgü bir anlatım biçimi ve düşünsel odağı var. Okuru hazır cevaplara ulaştırmaktan çok, onu yeni sorularla baş başa bırakmayı önemsiyorum.

İNCİ YILMAZ ŞİMŞEK: Yazarken sizi besleyen ilham ve motivasyon kaynaklarınız nelerdir? Yazı masanıza oturduğunuzda sizi harekete geçiren duygu nedir?

HÜSEYİN ÖZÜTÜRK: Beni besleyen temel kaynak insanı gözlemlemek ve görünenin ardındaki nedenleri sorgulamak. Felsefi düşünme, psikolojik çözümleme, gündelik hayattaki çelişkiler ve insan ilişkileri yazma sürecimde önemli yer tutuyor. Yazı masasına oturduğumda beni harekete geçiren şey çoğu zaman kolay bir cevaba sığmayan bir soru oluyor. Bazen bir davranışın ardındaki neden, bazen de insanın kendisiyle çelişmesi bir metnin başlangıç noktası hâline geliyor.

İNCİ YILMAZ ŞİMŞEK: Bir kitabınızı tek bir cümleyle anlatmanız gerekse, okuru o kitabı almaya ikna edecek cümleniz ne olurdu?

HÜSEYİN ÖZÜTÜRK: Bir kitabımı tek cümleyle anlatmam gerekse şöyle derdim: “İnsan, kendi içindeki çelişkileri anlamadan dış dünyayla kurduğu ilişkinin bütününü anlayamaz.” Bu cümle, eserlerimde sık sık döndüğüm iç hesaplaşma, düşünsel sorgulama ve insanın kendisini tanıma meselelerini özetliyor.

İNCİ YILMAZ ŞİMŞEK: Yazdığınız bütün eserler bir masanın üzerine bırakılsa, hangisi sizi en doğru anlatır? Neden?

HÜSEYİN ÖZÜTÜRK: Beni en doğru anlatan eserlerden biri Meçhul Sebebiyet. Neden-sonuç ilişkileri, insanın kendisine yönelttiği sorular ve görünür olanın ardındaki belirsizlik, düşünsel yaklaşımımla örtüşüyor. Bununla birlikte, her kitabım yazarlığımın başka bir yönünü gösteriyor; bu nedenle tek bir eserin beni bütünüyle temsil ettiğini düşünmüyorum.

İNCİ YILMAZ ŞİMŞEK: Hiç “Bu metni yazmasaydım içimde kalacaktı.” dediğiniz bir yazınız oldu mu? Ya da mutlaka anlatmam gerekiyordu dediğiniz bir karakter oldu mu? Okuyucularımıza biraz bahseder misiniz?

HÜSEYİN ÖZÜTÜRK: İnsanın iç çatışmalarını ve düşünsel gerilimlerini ele alan metinler benim için özellikle önemli. Bir düşünceyi yazıya dökmek, onu zihinde kapalı bir döngü olarak tutmaktan çıkarıp incelemeye açıyor. Yazdığım metinlerde yalnızca bir karakteri anlatmak değil, onun davranışlarını mümkün kılan psikolojik ve toplumsal koşulları da sorgulamak istiyorum. Bazı meseleler yazıya dönüşmediğinde zihinde çözülmeden kalabiliyor; yazmak, onlarla yüzleşmenin bir yolu oluyor.

İNCİ YILMAZ ŞİMŞEK: Karakterlerden bahsetmişken, aklıma takılan bir kaç soru daha var. Bazı karakterler yazarı seçer derler. Sizi seçtiğine inandığınız bir karakteriniz var mı? Bunun yanısıra yazarken karakterlerinizi siz mi yönetiyorsunuz, yoksa bir noktadan sonra onlar mı sizi yönlendiriyor?

HÜSEYİN ÖZÜTÜRK: Karakterlerimi yalnızca olay örgüsünü ilerleten araçlar olarak görmemeye çalışıyorum. Her karakterin kendi çelişkileri, savunmaları ve fark etmediği yönleri var. Başlangıçta bir karakteri ben kuruyorum; ancak yazma süreci ilerledikçe onun psikolojik tutarlılığını izlemek gerekiyor. Bu nedenle kimi zaman ilk tasarımımı değiştiriyorum. Bunu karakterin yazarı yönetmesi olarak değil, anlatının kendi iç mantığına sadık kalma çabası olarak görüyorum.

İNCİ YILMAZ ŞİMŞEK: Yazmak çoğu zaman sancılı ama bir o kadar da büyülü bir süreç. Siz eserlerinizi kaleme alırken zorlandığınız dönemler yaşadınız mı? Bu zorluklarla nasıl baş ettiniz?

HÜSEYİN ÖZÜTÜRK: Yazarken zorlandığım dönemler oldu. Bir düşünceyi zihnimde açıkça hissetmekle onu doğru sözcüklerle ifade etmek aynı şey değil. Böyle zamanlarda metne biraz mesafe koymak, yeniden okumak ve düşüncenin özünü koruyarak gereksiz ifadeleri ayıklamak yardımcı oluyor. Yazmayı yalnızca ilhamla açıklamıyorum; sabır, tekrar, eleştirel gözle yeniden değerlendirme ve gerektiğinde baştan başlama da bu sürecin parçası.

İNCİ YILMAZ ŞİMŞEK: Yazmak sizin için daha çok iyileşmek mi, hesaplaşmak mı, yoksa yeniden doğmak mı? Bir de hiç yayımlamaya cesaret edemediğiniz bir metniniz oldu mu?

HÜSEYİN ÖZÜTÜRK: Yazmak benim için hem hesaplaşma hem de anlama çabası. “İyileşmek” sözcüğünü kesin bir sonuç gibi kullanmam; yazmak insanın bütün çelişkilerini ortadan kaldırmaz. Fakat onları görünür kılar, sorgulamaya ve başka bir açıdan değerlendirmeye imkân verir. Yayımlamaya cesaret edemediğim bir metin hakkında kesin bir örnek vermek yerine şunu söyleyebilirim: Her metnin yayımlanması gerekmiyor; bazı metinler de yazarın düşünsel gelişiminin bir parçası olarak kalabiliyor.

İNCİ YILMAZ ŞİMŞEK: Okurlarımız yazma sürecinizde nasıl okumalar yaptığınızı da merak ediyor. Yazarken özellikle beslendiğiniz türler veya vazgeçemediğiniz yazarlar var mı?

HÜSEYİN ÖZÜTÜRK: Özellikle felsefe, psikoloji, varoluş, insan davranışları ve edebî anlatı üzerine okumalar yapıyorum. Benim için okuma, yalnızca yazıya malzeme toplamak değil; kendi düşüncelerimi sınamak ve başka bakış açılarıyla karşılaştırmak anlamına geliyor. Tek bir türle sınırlı kalmamaya, düşünsel derinlik sunan metinlere yönelmeye çalışıyorum.

İNCİ YILMAZ ŞİMŞEK: Kendinize örnek aldığınız ya da edebî anlamda size ilham veren yazar veya şair kimdir? Onu sizin için özel kılan nedir?

HÜSEYİN ÖZÜTÜRK: Tolstoy, Dostoyevski ve Michel de Montaigne, düşünce dünyamda farklı yönleriyle önem taşıyan isimler. Tolstoy’un insanın ahlaki ve toplumsal çelişkilerine bakışı, Dostoyevski’nin iç çatışmaları ve insan psikolojisini derinlemesine ele alışı, Montaigne’in ise insanı ve kendini sorgulayan denemeleri benim için ilham verici. Onlardan etkilenmek, üsluplarını taklit etmek değil; insanı daha dikkatli gözlemlemek ve kendi düşünsel sesimi geliştirmek anlamına geliyor.

İNCİ YILMAZ ŞİMŞEK: Günümüz edebiyatında kalemini beğenerek takip ettiğiniz yazar ve şairler kimlerdir?

HÜSEYİN ÖZÜTÜRK: Günümüz edebiyatında takip ettiğim isimleri tek bir listeyle sınırlandırmak istemem; çünkü okuma tercihlerim zaman içinde değişiyor. Benim için belirleyici olan bir yazarın popülerliği değil, dilinin özgünlüğü, düşüncesinin derinliği ve insanı tek boyuta indirgemeden anlatabilmesi. Edebiyatın farklı seslerle canlı kalmasını önemsiyorum.

İNCİ YILMAZ ŞİMŞEK: Edebiyat tarihi boyunca yaşamış isimleri düşündüğünüzde “Keşke tanışabilseydim.” ya da “Bir gün tanışmayı çok isterim.” dediğiniz yazar veya şairler kimlerdir? Onları diğerlerinden ayıran özellikler nelerdir?

HÜSEYİN ÖZÜTÜRK: Edebiyat tarihinde Tolstoy, Dostoyevski ve Michel de Montaigne ile tanışmayı çok isterdim. Tolstoy’la insanın ahlaki seçimlerini ve toplumla ilişkisini, Dostoyevski’yle insanın iç çatışmalarını ve psikolojisini, Montaigne’le de kendini tanıma ve sorgulama üzerine konuşmak isterdim. Eserlerinin ardındaki düşünce süreçlerini ve insanı anlamaya nasıl yaklaştıklarını merak ediyorum.

İNCİ YILMAZ ŞİMŞEK: Kütüphaneniz yansa ve yalnızca bir kitabınızı kurtarma şansınız olsa, hangisini alırdınız? Neden?

HÜSEYİN ÖZÜTÜRK: Kütüphanem yansa ve yalnızca bir kitabımı kurtarabilsem, Sinemanın Düşündeki Hayat’ı seçerdim. Çünkü bu eser, düşünceyle görüntünün, hayalle gerçekliğin kesiştiği yaratıcı dünyamı temsil ediyor. Benim için sinema yalnızca görüneni kaydetmek değil, görünmeyenin düşüncedeki izlerini açığa çıkarmaktır.

İNCİ YILMAZ ŞİMŞEK: Edebiyat tarihimiz harika eserlerle dolu. Bazen imrenerek bazen de aşkla bakıyoruz kitaplara. Sizin hiç “Bu kitabı aslında ben yazmalıydım.” dediğiniz bir eser oldu mu? Bize bahseder misiniz?

HÜSEYİN ÖZÜTÜRK: “Bu kitabı ben yazmalıydım” diye düşündüğüm bir eseri özellikle belirtmek istemem. Başka yazarların güçlü eserlerini kıskançlıkla değil, edebiyatın ulaşabildiği imkânları gösteren örnekler olarak okumayı tercih ediyorum. Bir eserin bende hayranlık uyandırması, onun yerine geçmek istememden çok, yazının neleri başarabileceğini görmemi sağlıyor.

İNCİ YILMAZ ŞİMŞEK: Yazmak sizin için ne ifade ediyor? Hayatınızın hangi noktasında duruyor?

HÜSEYİN ÖZÜTÜRK: Yazmak benim için düşüncenin kendisiyle karşılaşma biçimi. Hayatımın kenarında duran bir uğraş değil; insanı, toplumu ve varoluşu anlama çabamın merkezinde yer alıyor. Bazen bir aforizmada yoğunlaşıyor, bazen bir karakterin iç çatışmasında genişliyor. Her durumda amacım okura hazır hükümler vermek yerine düşünmesi için bir alan açmak.

İNCİ YILMAZ ŞİMŞEK: Kitaplarınızın yayımlanma sürecinden biraz bahseder misiniz? Bu süreçte karşılaştığınız zorluklar nelerdi? Size destek olan kişiler kimlerdi? Bugün bulunduğunuz noktaya gelmenizde emeği geçenlere buradan neler söylemek istersiniz?

HÜSEYİN ÖZÜTÜRK: Kitap yayımlama süreci yalnızca metni tamamlamaktan ibaret değil; düzenleme, biçimlendirme, yayın platformlarını öğrenme ve eserleri okura ulaştırma gibi aşamaları da var. Farklı dillerde yayımlanmak yeni okurlara erişme imkânı sağlarken çeviri ve yayın süreçlerinde ayrı bir özen gerektiriyor. Bu yolculukta öğrendiğim önemli şeylerden biri, bir eserin tamamlanmasının ardından bile yazarlık çalışmasının sürdüğüdür.

İNCİ YILMAZ ŞİMŞEK: Yazarlık yoluna yeni çıkacak isimlere neler tavsiye edersiniz? Sizce yazmanın bir formülü var mı? Yazar adayları nelere dikkat etmeli, nelerden kaçınmalıdır?

HÜSEYİN ÖZÜTÜRK: Yazarlığa yeni başlayanlara düzenli okumalarını, sabırla yazmalarını ve metinlerini tekrar tekrar gözden geçirmelerini öneririm. Yazmanın herkes için geçerli tek bir formülü olduğuna inanmıyorum. Başkasının sesini taklit etmek yerine kendi sorularını bulmak, eleştiriye açık olmak ve her metni ilk hâliyle kusursuz saymamak önemli. Derinlik yalnızca ağır sözcükler kullanmakla değil, düşüncenin tutarlılığı ve anlatımın sahiciliğiyle oluşur.

İNCİ YILMAZ ŞİMŞEK: Basılı eserleriniz dışında üzerinde çalıştığınız yeni projeleriniz var mı? Okuyucularımız için küçük ipuçları paylaşabilir misiniz?

HÜSEYİN ÖZÜTÜRK: Yeni edebî çalışmalar üzerinde düşünmeyi sürdürüyorum. İlgi alanlarım yine insanın iç dünyası, psikolojik gerilimler, felsefi sorgulama ve toplumsal çelişkiler çevresinde şekilleniyor. Yeni projelerimi, ayrıntıları olgunlaştıkça okurlarla paylaşmayı tercih ediyorum; böylece henüz tamamlanmamış çalışmalar hakkında erken söz vermemiş olurum.

İNCİ YILMAZ ŞİMŞEK: Gerçekten çok keyifli bir sohbet oldu. Değerli röportajınız ve samimi cevaplarınız için sizlere teşekkür ediyoruz. Son olarak okuyucularımıza iletmek istediğiniz bir mesaj var mı?

HÜSEYİN ÖZÜTÜRK: Okurlara söylemek istediğim şu: Bir kitabı yalnızca olaylarını takip etmek için değil, kendi düşüncelerinizle karşılaşmak için de okuyabilirsiniz. Her metin herkeste aynı karşılığı bulmaz; önemli olan, okumanın yeni sorular doğurabilmesidir. Dileğim, eserlerimin okura kesin cevaplar vermekten çok, kendi iç dünyasına ve yaşadığı topluma başka bir gözle bakma imkânı sunması.

İNCİ YILMAZ ŞİMŞEK: Veda vakti geldi sevgili okurlar. Konuğumuz Meçhul Sebebiyet, İlliyet Çıkmazı, Monad – Astro-Psikoloji Temaslar, Sinemanın Düşündeki Hayat, Yaşamın Ötesi, Aporik Çıkmaz, Sıkıntı ve Tükeniş kitaplarının yazarı Hüseyin ÖZÜTÜRK’tü. Kendisine bu samimi röportaj için teşekkür ederiz. Sanatla, edebiyatla kalın, hoşça kalın… Edebiyat ve Sanat

Meltemi yuvanızda essin…

…

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.