Betül FIRAT: Öncelikle hoş geldiniz. Biz sizi ekranlardan biliyoruz ama yeni nesil bilmeyen okurlarımız için söyleşimizin başlangıcında sizi tanımak isteriz. Kendinizden bahseder misiniz? Cenk TUNALI Kimdir?
Cenk TUNALI: Merhabalar… Ben Cenk Tunalı. İstanbul Devlet Konservatuarı Tiyatro Bölümü mezunuyum. Yaklaşık 25 yıldır yazarlık, oyunculuk, yönetmenlik, eğitmenlik ve sunuculuk yapıyorum. “Tiyatro Kılçık”ın kurucusuyum. Bugüne kadar Tiyatro Kılçık’tan çok kıymetli oyuncular yetişti. Bunu sizde tabii ki araştırabilirsiniz. Demet Evgar, Şebnem Bozoklu, Çağlar Çorumlu, Ufuk Özkan, Orçun Kaplan, Sinan Çalışkanoğlu, Aylin Kontante gibi bizim için çok iyi bir okul oldu Tiyatro Kılçık. Konservatuardan mezun olmaya yakın bir dönemde kurduğumuz bir ekipti. Yol arkadaşlarımızla birlikte yıllarca aktif devam ettik. Şu anda da aktif olarak devam ediyoruz. Yani Tiyatro Kılçık aşağı yukarı 20 yılın üzerinde perdelerini düzenli açıyor ve son 15 yıldır da birçok farklı alandayım. Devlet kurumlarında, kurumsal alanlarda özel şirketlerde hem de kendi tiyatromuz olan Tiyatro Kılçık mekânda oyunculuk eğitimlerine ayrıca devam ediyoruz.
Betül FIRAT: Oyunculuk serüveniniz tam olarak nasıl başladı ve sizi bu mesleğe yönlendiren en önemli kırılma noktası neydi?
Cenk TUNALI: Oyuncu olmayı hep çok istemiştim. Hep çok özeniyordum. İlkokul 5. Sınıfta bile birkaç arkadaşımı yanıma çağırıp, o dönemin çok komik olan komedi dan üçlüsünün taklidini yapmaya çalışırdık. Biz tabi 90’lar kuşağıyız. Ben 78’liyim. Çocukluk dönemlerimizde bu tarz şeyler çok izlenirdi. Sonrasında Cağaloğlu Anadolu Lisesi’nden mezunum ben. Orada hazırlıkta bile hemen yine arkadaşları toplardım. Bir şeyler yazar çizerdim. Yönetmenlik yapardım. Hemen işte özel günlerde bir takım tiyatro oyunları oynamaya çalışırdık. Yani hep bu işin içindeydim. Hep bir şeyler yapmaya çalışıyordum. Hep bir şeyler yazıyordum, çiziyordum, birilerini hemen yönlendirmeye çalışıyordum, hemen ekip kuruyordum. Ve … sahnede olmayı çok seviyordum. Çok aşıktım. Lise dönemine doğru geldiğimizde orada çok iyi bir tiyatro hocamız da oldu Orhan Kurtuldu. Sonrasında birçok hocamdan olduğu gibi ondan da çok şey öğrendik, ondan da çok tecrübe kazandık. O dönemlerde devlet tiyatrosuna girme şansımız oldu. Bizim tiyatro ekibinden Orhan Kurtuldu birkaç kişi seçti hocamız. Ve ben o dönem devlet tiyatrosunda figürasyonluk yaptım. Biraz hikâye öyle başladı. Hep çok çok yıllarca istediğim için lise döneminde de hatta Enginle çok uzun konuştuk. Bu mesleği seçmeli miyiz, seçersek nasıl yapabiliriz diye. Ve sonrasında bu mesleği seçmeye karar verdik. En doğru yolu konservatuar yetenek sınavı olduğunu anladık. Ondan sonra sınava hazırlanmaya başladık. Benim kırılma noktam lisede vermiş olduğum karardır.
Betül FIRAT: Uzun yıllardır hem tiyatro sahnelerinde hem de televizyon ve sinema projelerinde yer alıyorsunuz; sahne tozunu yutmak ile kamera karşısında olmak arasındaki o büyük his farkını siz nasıl tanımlarsınız?
Cenk TUNALI: Ben ikisini de çok seviyorum. Yani tiyatro sahnesinde olmak da kamera önünde olmak da çok keyifli. Sette de oyuncu olmak çok güzel, tiyatro sahnesinde olmak da çok güzel. Farklılıklar var tabi. Yani setin çok zamansızlığı, var düzensizliği var. Zaman zaman o düzensizlik içinde bazı çaresizlikleri de var. Sabahınız belli değil akşamınız belli değil. Sahne planları belli değil, her an her şey değişebiliyor: Işık yüzünden, hava yüzünden, oyuncu yüzünden, program yüzünden ya da yönetmen yüzünden. Ama sette çıkan sonuç hani böyle montaj-kurgudan sonra güzel bir başarı geliyorsa o zaman sizi çok daha fazla kişi görebiliyor ve çok daha fazla kişi tanıyor. Günümüzün gerçeği bir dizide bir sinemada oynadığınız zaman sadece daha çok tanınmıyorsunuz aynı zamanda daha çok kazanıyorsunuz. Kısaca daha çok bilinir oluyorsunuz. O yüzden seti çok avantajlı çok iyi bir fırsat olarak görüyorum ve bizim mesleğin ana damarlarından biri olduğunu düşünüyorum. Ama bu işin temeli tiyatrodur. Ben sahneye aşık bir oyuncuyum. Çok eskiden konservatuar döneminden önce de böyle siyah beyaz Metin And’ın tiyatro tarihi kitaplarını okurdum. Orada böyle Yıldız Kenter’lerin, Müşfik Kenterler’in Haldun Dormen’lerin, Gülriz Sururi’lerin büyük ustaların böyle siyah beyaz fotoğraflarını görmüştüm ve o siyah beyaz fotoğraflarındaki o sahne üzerindeki pozlarına âşık olmuştum. O günden beridir de hala bu mesleğe çok aşığım. O yüzden benim için hep böyle tiyatro tarafı sahne tarafı bir tık ağır basar. Onu da söylemek istedim. Bir de tiyatronun canlı performans olması tabii ki çok farklı bir alan çünkü seyirci ile iç içe oynuyorsunuz yani her oynadığınız oyun aslında dünyada sadece bir kez oynanıyor, aynı metin de olsa çünkü ertesi hafta başka bir gün oynadığınızda başka bir seyircinin karşısına çıkıyorsunuz ve başka bir duyguyla oynuyorsunuz o yüzden tiyatronun seyirci ile ilişkisini ayrı seviyorum.
Betül FIRAT: Yeni bir senaryo aldığınızda, canlandıracağınız karaktere ruh vermek için nasıl bir hazırlık süreci geçiriyorsunuz?
Cenk TUNALI: Yeni bir tekst geldiğinde elime önce gerçekten onu iyi analiz etmeyi tercih ederim. Yazarını iyi araştırmayı tercih ederim. Üslubu nedir, neden böyle bir karakteri yazmış; bu karakterle ne anlatmak istemiş, bu karakterin çatışması ne amacı ne bunu çok iyi çalışırım çünkü karakterin derdini, çatışmasını ve isteğini bulduktan sonraki kısım artık sezgilerinizle ve duygularınızla yönlendirebileceğiniz bir kısım oluyor. Tabii ki önce kendinizden yola çıkıyorsunuz ama sonra o karakterin dünyasına doğru bir yolculuk yapıyorsunuz. Ve içselleştirdiğim anda yani o karakterin bütün duygularını çok samimi, inandırıcı ve doğal oynayabildiğimi hissettiğim anda da artık karakteri yaratmış oluyorum. Bu süreç içinde defalarca gerekirse prova yapıyorum, düşünüyorum zihnimde ve gerçekten hem akademik anlamda hem zihinsel anlamda hem de pratik anlamda birçok tecrübeden sonra bu role hazırlanmış oluyorum.
Betül FIRAT: Kendinizden tamamen farklı bir karakteri inşa ederken ve onun psikolojisine girerken hangi metotlardan beslenirsiniz?
Cenk TUNALI: Farklı bir karakter oynamak oyuncu için zor diye bir şey yoktur. Hatta insanın kendisini oynaması daha zordur. Bununla ilgili de meşhur bir hikâye var. Zamanında Charlie Chaplin ile ilgili Charlie Chaplin benzerleri yarışması yapılıyor. Charlie Chaplin’inin kendisi katılıyor ve 6. oluyor. Yani önemli olan gerçekten çok iyi oynamak, onu ortaya çıkartmak. Farklı bir karakter olduğu zaman ya da “bana uzak” olan bir şey olduğu zaman çok iyi araştırmayı tercih ederim, gözlemlemeyi tercih ederim, empati kurmayı tercih ederim. Hissetmeyi tercih ederim ve onun dünyasını bu sefer yolculuk yapmayı tercih ederim. Sonuçta o da benim gibi yaşayan bir karakter. Ona eğer hayat katabiliyorsam ki ona yaklaşmış hissederim bu beni çok mutlu eder oyuncu kişisi olarak. Sonra onu çok doğal çok gerçek bir şekilde sahneye taşımaya çalışırım.
Betül FIRAT: Bugüne kadar canlandırdığınız roller arasında sizde en çok iz bırakan, “Bu karakter bendeki bir şeyleri değiştirdi” dediğiniz rol hangisiydi?
Cenk TUNALI: Yasemin Yalçın Tiyatrosunda oynadığım Giovanni karakteri vardı Dario Fo’nun yazdığı “Ödenmeyecek Ödemiyoruz!” Bizdeki versiyonu da “Her şey Bedava” oyununda. Giovanni hakikaten en böyle mizahı barındıran çok eğlenceli bir o kadar da kara mizah unsur olarak yer alan bir karakter. Ama baya finalde de dramatik sahneleri var. Yani hem mizah tarafının hem de dram tarafının bu kadar güçlü bir şekilde oyunda var olması beni çok zorlamıştı. Ama biraz içine girip oynamaya başladığımda çok mutlu olmuştum. Beni inanılmaz geliştiren bir rol olmuştu. O yüzden böylesine bir rolü oynadığım için çok mutluyum. Bazen oyuncuların karşısına bu tarz böyle çıkıyor ve o roller size hayatta yeni öğretiyor. İşte o rollerden bir tanesi de oydu. Ama onun dışında da illaki çok güzel işler oldu mesela “7 Numara” dizisi vardı, orada oynadığım “Doktor Deniz” karakteri benim set ile ilgili önemli bir başlangıcımdı mesela. Hayatla ilgili beni anlatan, kendini ifade eden ve çok eğlenceli bir roldü ve hala da konuşuluyor ve hala da çok sevenleri var. O rol de benim için hayatımda oyunculuk adına çok önemli bir başlangıçtı. Hem diziden hem de tiyatrodan bir örnek vermiş olayım istedim.
Betül FIRAT: Canlandırmayı çok istediğiniz ama henüz size teklif edilmemiş, içinizde ukde kalan bir “hayal rolünüz” var mı?
Cenk TUNALI: Bugüne kara birçok rol oldu çok istediğim hani oynarsam çok keyif alırım diye düşündüğüm. Bu rollerden bir tanesi de “Atatürk” rolüydü. Hani ben de Bulgaristan göçmeniyim, Sofyalıyım kökenim olarak baba tarafından. Açık tenli renkli gözlüyüm ve muhtemel o boylara yakın muhtemel o yüz yapısına yakın bir fiziksel özelliğim olduğu için böylesine bir rolü oynamayı çok isterdim. Kısmet olmadı. Bundan sonra olur mu bilmiyorum. Ama lisedeyken ya da ortaokuldayken Atatürk’ü canlandırdığımız bir bazı roller oynamıştım. Ya bir hatıra olarak bende kalır ya da belki yakında bir gün böylesine özel ve güzel bir rol oynamak kısmet olur. Ya da en azından böyle topluma yön veren, aydınlatan, ışık tutan çok böyle hoş çok ciddi bir karakteri oynamayı çok isterim. Bu toplum açısından çok anlamlı olur, kültürel anlamda da çok anlamlı olur ve kendimi de çok iyi hissetmiş olurum. Bu yüzden bu rolü oynamayı çok istemiştim.
Betül FIRAT: Portföyünüzde hem komedi hem de dram işleri var; sizce bir oyuncu için hangisi daha meydan okuyucu: İnsanları güldürmek mi, yoksa onları derinden etkileyip ağlatmak mı?
Cenk TUNALI: Bence her ikisi de çünkü komedi oynamak da dram oynamak da o kadar zor. Hatta hocalarımız bize “Komedi çok ciddi bir iştir…” derdi. O yüzden sakın hafife almayın, çok inandırıcı ve çok gerçek oynamanız gerekir, derlerdi. Sonrasında bunu öğrenmiş olduk. Zaten dram ve komedi birbirinden çok ayrılabilecek bir şey değildir, tiyatro maskesi gibi gülen surat ağlayan surat, her ikisi de bu hayatın parçası. Ağlama ve gülmek, dünyanın en büyük çatışması da bu değil mi yani birisi doğarken birisi diğer tarafta gülüyor. Ağlayan surat, gülen surat hikayesi gibi insanı yaşamanın merkezi bu. O yüzden çok ayıramıyorum. Her ikisini de çok önemli buluyorum ve birbirinden ayrılmaz iki parça olduklarını düşünüyorum.
Betül FIRAT: Komedi oyunculuğunda “zamanlama” her şeydir derler; sahnede ya da ekranda o mizahi ritmi yakalamanın sırrı sizce nedir?
Cenk TUNALI: Bu teknikle çok ilgili bir konu. Yani teknik anlamda çok pratik yapmalısınız, kendinizi geliştirmelisiniz. Gerçek komedi ustaları ile çalışmalısınız. O zaman bu zamanlamanız ya da o komedideki ciddiyetiniz ya da etkileyici bir şekilde oyuncu olarak performans göstermeniz mümkün olacaktır. Ama bir o kadar da biraz da oyuncunun içinde olması gereken duygu. Her ikisi de en çok yatkın yetenekli olmanız avantaj hem de çok iyi ustalardan öğrenmiş olmanız avantaj. İyi bir eğitim şart olduğunu düşünüyorum. O zaman sezgilerinizi çok daha ileri seviyelere taşıyabiliyorsunuz. Ama o mizah o komedi duygusu biraz da oyuncunun içinde olmalı, eğer bu da varsa çok daha keyifli hale gelir çünkü bunu kontrol etmek sizin için ayrı bir oyun olacaktır.
Betül FIRAT: Geleneksel televizyonculuktan dijital platformlara doğru yaşanan büyük dönüşümü bir oyuncu gözüyle nasıl değerlendiriyorsunuz?
Cenk TUNALI: Dijital dünya vazgeçilmez bir parçası aslında sanatın. Çünkü o da çok gelişiyor. Yapay zekâ da hayatımıza girdi. Ve buna benzer özel sanatsal çalışmalar da var her alanda. Yani çekim alanında var, yazarlık anlamında var, tasarım anlamında var. Hatta zaman zaman oyunculuk anlamında da var. Video kliplerde yapılıyor, kısa videolar, skeçler de oluşturuluyor yapay zekâ ile. Bunların hepsi mümkün. Bunların hepsi yapılabilir şeyler. Ama Haldun Dormen Hocamın çok güzel bir sözü vardır, gelmiş geçmiş en önemli hocamdır. Hep “Plak çıktığı zaman konserler bitecek dediler ama ben bitmeyeceğini çünkü canlı performans hiçbir zaman bitmez.” derdi. Ben de aynısını düşünüyorum; dijital çağa geçmemiz var olan sanatı hiçbir zaman birebir anlamda etkilemeyecek. Belki besleyecektir ya da farklı hale getirecektir, diye düşünüyorum. Yani tiyatrolarda sahne performanslarında belki daha çok kullanılır, diye düşünüyorum. Geleneksel televizyon ise artık kanıksadığımız bir şey. Artık dijital platformların olması bu işi çok daha zengin hale getirebilir. Yani belki de iyi bir şeydir çünkü geleneksel televizyon kanallarında 3-5 kanalda belli tarzlarda belli bir iş yapmak zorundayken şimdi biraz daha avangart, aykırı ya da modern ya da absürt işler yapabiliyorsunuz dijital platformlarda. Bunu da avantaj olarak görüyorum. Tabi ki de dezavantajları vardır düşünürsek, bazı kötü projeler bazı kötü işler, vardır yanlış örnekler oluşturabilecek işler ama geneline baktığımda iyi taraflarını görmek istiyorum.
Betül FIRAT: Sektöre yeni adım atan, konservatuvardan yeni mezun olmuş genç oyuncu adaylarına vereceğiniz en temel tavsiye ne olurdu?
Cenk TUNALI: Bence konservatuardan mezun olan arkadaşlar her alanda kendilerini geliştirmeye çalışmalılar. Yani sosyal medyada kullanım da çok iyi olmalılar, dijital dünyaya hâkim olmalılar. Mümkünse ek üniversite okuyabilirler, iletişim vs. gibi. Çünkü günümüzün gerçekleri çok değişti ve bir takım başka şeyler yapmak da meziyet oldu. Kurgu-montaj okuyabilirler. Programcılık öğrenebilirler, radyoculuk öğrenebilirler, yönetmenlik öğrenebilirler. Yazarlıkla ilgili kendilerini geliştirmeye çalışabilirler. Tabi biraz içlerinde olması gerekiyor ama bu tarz yan dallar onların yarın bir gün maddi manevi her alanda daha güçlü olmalarını ve daha iyi bir vizyona sahip olmalarını sağlayacaktır. Bu arada mesleki hiç vazgeçmeden çok çalışmaya devam etmeliler.
Betül FIRAT: Yoğun set programları ve yorucu tiyatro turneleri döneminde motivasyonunuz düştüğünde, enerjinizi toplamak için sığındığınız güvenli limanınız nedir?
Cenk TUNALI: Çok zor zamanlarda hani sette, sahnede yorulduğumuz olabiliyor; tiyatro sahnesinde ya da turnede. İki tane şey var sığındığım, bunun cevabı çok uzun değil: bunlardan birincisi seyircilerimiz, izleyicilerimiz bir de bu mesleğe olan aşkım.

Betül FIRAT: Yakın zamanda sizi izleyeceğimiz, hayranlarınızı heyecanlandıracak yeni bir proje, tiyatro oyunu veya sinema filmi hazırlığı var mı?
Cenk TUNALI: Şu anda Tiyatro Kılçık bünyesinde “Çok Doluyum” isimli tek kişilik gösterimiz devam ediyor. Bunun yanı ısıra gösteri stand up gösteri formatında bir gösteri, 2 perdeden oluşan ve aşağı yukarı 90 dakika süresi olan ve aynı zamanda interaktif zaman zaman seyircinin kendisini sahne üzerinde bulabileceği bir gösteri. Bu gösteride daha çok oyunculuk mesleği üzerine hikayeler anlatılıyor ve bunun üzerine bir hikâye gelişiyor. Yani bunun üzerine devam ediyor gösteri daha doğru ifade etmek gerekirse. Bunun öncesinde de bazen şehirlere gittiğimiz zaman turne yaptığımız zaman oyunculuk eğitimi workshop yapmayı planlıyoruz. Başka şehirlerde eğitim almayan kişilere ufak da olsa bir eğitim fırsatı sunmaya çalışacağız. Önümüzdeki süreçte Ankara ve Bursa Turnelerimiz olacak bununla ilgili. Ankara Route da sahne alacağım. Öncesinde belki bir workshop çalışmamız olacak. Bursa da L’alibi Meşelipark da yapacağım, öncesinde belki bir workshop olacak gibi. Bunu şu an planlamaya çalışıyoruz. Bunun dışında geçen sezondan “Terapist” isimli bir oyunumuz vardı onla devam ediyoruz Fulden AKYÜREK ile birlikte. O da boşanmak üzere olan bir çift çok inanmasa da bir terapiste gidiyor ve terapisti yapay zekâ. İlk başta bunu çok eğlenceli taraflarını görsek de ve şaşırsak da sonra gerçekten çok dramatik ve gerçek hayattaki çözülmelerini görüyoruz ve seyirciden de olumlu not alan çok güzel geri bildirimler alan çok güzel yorumlar alan bir oyunumuz oldu. 15’inde turnede bambaşka yerlere taşımayı hedefliyoruz. 2 Ekim de Balıkesir turnesi ile başlıyoruz aynı zamanda kendi mekanımızda da oynuyoruz. Yeni hazırlık bunlardan başka ne var derseniz de “Maskeni Çıkar” diye 3 kişilik tiyatro oyunu yazdım. Bu sezona onun hazırlıklarına girişeceğiz. Muhtemelen Funda Hanımla birlikte olacağız. Yanımıza belki bir oyuncumuz, bir hocamız ya da bir arkadaşımız gelecek; o da sürpriz olsun. 1 ay sonra oyunculuk mesleğinin bütün ince detaylarını anlatan ve çok farklı avangart modern bir oyun olacak. Absürt komedi de diyebiliriz bir taraftan. Umarım yeni sezon güzel olacak.

Betül FIRAT: Şu ana kadar sohbetimizi okuyan ve bizlere eşlik eden dostlara son olarak ne söylemek istersiniz?
Cenk TUNALI: Şu ana kadar bu röportajı okuyan herkese çok teşekkür ediyorum. Zahmet edip okumuşlar. Bundan sonraki süreçte bizleri takip etmek istiyorlarsa “@tiyatrokilcik” instagram sayfasını lütfen takip etsinler. “@cenktunali” sayfamı da takip edebilirler. Bunun dışında www.tiyatrokilcik.com web sayfasında aktif programımızı takip edebilirler. O yüzden bütün bunların hepsini söylemek istedim çünkü yarın bir gün herhangi birisi herhangi bir yerde bizim bir oyunumuza bir etkinliğimize gelmek isterse bize misafir olmak isterse bize ulaşabilsin diye. Herkese saygılarımı sevgilerimi sunuyorum. Umarım hepimiz için çok güzel bir sanat sezonu olur.