MEHMET SEBİH ALTUN
…
Belki de hayatın bize sorduğu en önemli soru şudur:
“Daha ne kadar erteleyeceksin?”
Daha ne kadar sevmeyi?
Daha ne kadar affetmeyi?
Daha ne kadar konuşmayı?
Daha ne kadar susmayı?
Daha ne kadar hayal kurmayı?
Daha ne kadar yaşamayı?
İnsan bazen ömrünü yaşamak yerine ömrünü planlıyor.
Oysa planların arasında kaybolan şey, hayatın kendisi.
Bugün sahip olduğumuz insanlara yarın sahip olacağımızı bilmiyoruz.
Bugün içtiğimiz çayın tadını yarın aynı şekilde alacağımızı bilmiyoruz.
Bugün baktığımız gökyüzünün altında yarın da aynı yerde olacağımızı bilmiyoruz.
O yüzden hayatı küçümsememek gerekiyor.
Bir anı bile.
Bir dostu bile.
Bir sohbeti bile.
Bir iyiliği bile.
Bir özrü bile.
Bir gülümsemeyi bile.
Çünkü bazen insanın bütün ömrü, farkına varmadığı küçük anların toplamından oluşuyor.
Ve sonunda insan anlıyor:
Yarının sahibi değiliz.
Dünün sahibi zaten değiliz.
Elimizde yalnızca bugün var.
Belki de insanın kendisine söylemesi gereken en dürüst cümle budur:
“Kim yarınların sahibidir ki?”
Hiç kimse…
Öyleyse bugün elimizdeyken hayatı yaşayalım.
Sevilecekleri sevelim.
Kırdıklarımızdan özür dileyelim.
Gönül aldıklarımızı çoğaltalım.
İyiliği ertelemeyelim.
Dostluğu ihmal etmeyelim.
Ailemizle geçireceğimiz zamanı başka şeylere kurban etmeyelim.
Ve en önemlisi, hayatı sürekli yarına bırakmayalım.
Çünkü yarın geldiğinde, belki de yine “yarın” diyeceğiz.
Sonra bir gün fark edeceğiz ki ömrümüz, hep ertelenen yarınların arasında sessizce geçip gitmiş.
İşte o gün insanın elinde yalnızca bir soru kalacak:
“Ben ne zaman yaşadım?”
Cevabı bulmak için o günü beklemeyelim.
Çünkü hayat, yarın değil.
Hayat bugün.
Ve kim bilir…
Belki de yarın dediğimiz şey, bize hiçbir zaman ait olmayacak.
Ama bugün hâlâ bizim.
O bugünümüzün kıymetini bilelim.
Çünkü kim yarınların sahibidir ki?
….
Sevgi ile kalın
…