Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Az Bulutlu
17°C
İstanbul
17°C
Az Bulutlu
Çarşamba Çok Bulutlu
17°C
Perşembe Az Bulutlu
15°C
Cuma Çok Bulutlu
14°C
Cumartesi Açık
16°C

Yetenekli Yazar Betül FIRAT ile Söyleşi

Yetenekli Yazar Betül FIRAT ile Söyleşi
14 Nisan 2026 14:24
6
A+
A-

Betül FIRAT Yazarlık Yolculuğu ve Hikayesi

 

1. Tanışma ve Hayat Hikâyesi

Kaan TURHAL: Betül FIRAT kimdir? Bize kendinizden bahseder misiniz?

Betül FIRAT: Ben Betül FIRAT. 1984 Amasya doğumluyum. Ziraat yüksek mühendisim. Yazar, şair, şarkı sözü yazarı ve köşe yazarıyım. Aynı zamanda Edebiyat Sanat Meltemi Genel Yayın Yönetmeniyim. Bana asla engel olamamış bedensel engelim bulunmakta.

22 kitap, 74 şarkı eseri, 11 ödül sahibiyim.

Okumayı ve yazmayı seven, bunları yaşam tarzı haline getirmiş biri olarak hayatıma Ankara’da devam etmekteyim.

Kaan TURHAL: Yazarlık yolculuğunuz nasıl başladı? İlk kıvılcım neydi?

Kendimi bildim bileli yazdığımı hatırlıyorum. Çocukluk ve gençlik dönemlerimde de şiir okumayı seven duygusal bir mizacım vardı. Çeşitli şairlerin şiirlerini ajandalarıma kaydeder, ezberlerdim. Sözlerin büyüsü beni her zaman etkilerdi. Hala da güzel bir cümle duyduğum zaman etkilenirim. Bana göre yazar olunmaz doğulur. Yazarlık yolculuğum masa başında “Yazar olmam lazım.” diye başlamadı. Zaman içerisinde zaten içimde bulunan bir tohumun filizlenmesi ve renklenmesi gibi gelişip büyüdü.

Kaan TURHAL:  Yazmaya başlamadan önce hayatınızda neler yapıyordunuz? Sizi yazmaya iten özel bir an ya da dönüm noktası oldu mu?

Çok küçük yaşlarda başladığım için, henüz hayatın ne olduğunun farkında değilken okumaya ve yazmaya başlamıştım zaten. Şimdi ise yaşama misyonumun yazmak olduğunu düşünüyorum. Herkesin yaşama gelişinin bir amaca hizmet ettiğini düşünüyorum, benimki de yazarlık olsa gerek.

İnsanların düşündüğü, yağmurlu bir günde duygu yoğunluğu ile kağıt kaleme sarılmış bir yazar, şairdir ama… Beni tetikleyen özel bir an yok. Kağıt kokusu ve kalemimin mürekkebi yeterli geldi, başlamam için.

2. Yazarlık Serüveni

Kaan TURHAL: Bugüne kadar hangi eserleri kaleme aldınız?

Mavinin Fecri, Mihrinin Hicranı, Heybemden Dökülen Öyküler, Siyah Şapkalı Adam, Derin Mevzu Konuşacaklarımız Var, Kayıp Lapis Lazuli, Öykü Muhiti, Ay Işığında Hikâyeler, Şair Rıhtımında Şiirler, İstiridye Kızı, Hayatın Bam Teli, Vadesi Dolmuş Sözler, Dejenere Edebiyat, Modumuza Göre, Ruh Tefecileri, Yorgunlar Rıhtımı, Aynadaki Ben, Müphem Zincirler, Ruhun Ezgisi, Pinhani Öyküler, Yazarlığın Gerçek Anatomisi, Aynaların Ötesinde (Yeni çıkacak).

Hepsini saymaya nefes yetmiyor ama devamı gelecek…

Kaan TURHAL: Bu eserler ağırlıklı olarak hangi türlerde şekilleniyor?

Deneme, şiir, polisiye ve fantastik öyküler, polisiye roman ve çocuk edebiyatı türlerinde kitaplarım.

Kaan TURHAL:  İlk kitabınızı yazarken en çok zorlandığınız nokta neydi?

İlk kitabımı yazarken kitap yazdığımın farkında bile değildim. Sosyal medyada paylaşılan aforizmalardan, çeşitli yerlere yazdığım denemelerden oluşuyor. Sadece derlemesi uzun yıllar sonra oldu ki 2020’ye kadar zaman bulamamıştım. İlk kitabımı renkli kağıtlara yazdığım şiirler takip etti ve o da ilklerim arasında sayılır. Hala saklıyorum el yazısı şiirlerimi.

Kaan TURHAL:  Zaman içinde yazarlığınızda ne gibi değişimler ve gelişmeler gözlemliyorsunuz?

İnsanlar gelişen varlıklar. Gençlik rüzgârı ile yazılanlarla ayağı yere basan yazıtlarda elbette ki fark var. Tarzınız yıllar içinde oturuyor. Farklı tarzlarda denemiş ve birinde daha ney oluyorsunuz. Yıllar içinde çok şey değişiyor, insanın bakışı hariç. Bakış açınız genişliyor, gelişiyor düşünceleriniz. Kaleminizde sizinle birlikte evriliyor.

3. Üretim Süreci

Kaan TURHAL:  Bir eseri yazmaya başlamadan önce nasıl bir hazırlık süreciniz oluyor?

Bütün dünyaya “Sessizlik!” diye haykırmak istediğim bir gerçek. İstediğiniz ortamı her zaman bulamasanız da bir yerden sonra artık aklınıza yığılan düşüncelerin ve kurguların ağırlığı ile artık ortamlar da etkilememeye başlıyor sizi.  Yine de nispeten sessizliğin hüküm sürdüğü saatleri bekliyorum. Diğer yandan da aklıma gelenleri not aldığım için yazacaklarımın çerçevesi önceden belli oluyor zaten, bana da parmakalarımı esnetip yazmak kalıyor.

Kaan TURHAL: Yazarken benimsediğiniz belirli bir rutin var mı?

Duygu yoğunluğunuza ve hayal gücünüze bağlı yazmak. Duygu ve düşüncelerinizin yoğunluğunun üst safhalarda olduğu vakitler oluyor elbette ki. Genelde de gece yarısına tekabül ediyor. Hele ki benim gibi geceleri uyumayan, baykuşluk yapan biriyseniz.

Kaan TURHAL: İlham genellikle nereden geliyor?

Hayatın kendisi bir ilham kaynağı. Hal gücümün güçlü olduğunu da yadsıyamam. İnsanlardan ve hayattan beslenirken diğer yandan da hayal gücünün verdiği yetkiye dayanarak başlıyorum yazmaya ve devamı geliyor. Diğer yandan da sürekli dış etkenlerle de tetikleniyorum. Bir kelime, bir davranış, farklı bir his bendeki bazı duygu ve düşünceleri harekete geçiriyor.

Kaan TURHAL:  Karakter oluştururken en çok nelere dikkat edersiniz?

Karakter tasviri yapmasam da iç dünyalarından ve düşüncelerinden bahsetme gereği duyarım. Genelde de yabancı karakter isimleri kullanırım ya da kendim oluştururum. Onun dışında Türk isimleri için ailemden, çevremden kullandığım isimler olur.

4. Yazarlık ve Disiplin

Kaan TURHAL: Sizce yazarlık daha çok yetenek mi yoksa disiplin mi?

Yazarlık için her ikisi de gerekli diyebilirim. Okumada disiplin, yazmada da yetenek ister. Günlük gibi ya da anı kitabı gibi olanlar çok tekdüze geliyor ve bu da insanlar okumadıkları için dillerinin gelişmemesinden kaynaklanıyor. “Yazmaya başlayınca okumayı bıraktım.” diyen insanlarla karşılaştım ama esefle kınıyorum. Yazarken dilinizin evrilmesi için daha çok okumalısınız. Her yazar aynı zamanda iyi bir de okur olmalı ki herkese de örnek olabilsin okumak için. Bu cümle çok egoistçe geliyor. Yeni yazar olanların ise kendilerine çeper edindiği bir davranış. Bohem takılmaya çalışmanın başka bir yolu sanırım. Yazar olanların hemen bir şapka ve bir fularla tarzını değiştirmeleri gibi komik geliyor bana.

Kaan TURHAL: Yazarken tıkanma yaşadığınızda bunu nasıl aşıyorsunuz?

Evet, kimi yazarların dilinde pelesenk gibidir tıkanma sözcüğü. Özellikle de kendini yükseklerde görenlerin alışkanlıkları. Bohem olmak için tıkanmak da şart çünkü. Ben hiç tıkanmıyor muyum? Elbette ki tıkanıyorum. Yazarmatik değiliz sonuçta. Yine de bunu çok dile getirip de etrafta ‘ah’, ‘vah’ diye dolaşmamayı uygun görüyorum. Böyle durumlarda elimi klavyeden çekiyorum ve günlük hayat telaşıma geri dönüyorum. Çünkü o an için uzaklaşmanız ve dışarıdan bakmanız gereklidir hikâyeye. Bir süre sonra zaten siz zahmet etmeden arka planda çalışan beyinden devam etme sinyallerini alıyorsunuz.

Kaan TURHAL: Günlük yaşam ile yazarlık üretimini nasıl dengeliyorsunuz?

Buna en güzel cümle: “İki ömrüm olsun isterdim; biri yaşamak, diğeri okumak için.”

Goethe.

Hem yaşamın içinde var olma savaşı vermek hem de bir yandan üretmek çok ama çok yorucu olsa da kendinize yöntemler bulup, zaman yaratma mücadelesine girmek de takdire şayan oluyor. “Ruhun Arayışı” kitabında sanırım, insanların zorluklarını ya da kusurlarını sürekli sayıklaması da egonun bir parçası olduğu yönünde bir savı vardı. Düşününce de mantıklı gelmeye başladı: Her şeye rağmen yapıyorum veya her şeye rağmen buradayım demek de egomuzu okşuyor olsa gerek. O kitaptan sonra insanların komplekslerinin de egodan olduğunu bilmem insanlara bakış açımı değiştirmiş olsa da hem günlük yaşamın gereklerini tamamlamak hem de üretmek başka bir haz.

5. Okuyucu ve Geri Bildirim

Kaan TURHAL:  Okuyuculardan gelen geri dönüşler sizin için ne ifade ediyor?

Yazarlık yolculuğumda en mutlu olduğum iki an var. İlki bir eseri tamamlamanın gururu diğeri de okurların geri dönütleri olmaktadır.

Düşük cümleler kraliçesi lakabını ilk okurlarımdan biri vermişti.

Genelde çok güzel dönüşler alıyorum okurlarımdan. Bazen de taşlanıyoruz tabi ama kitaplarımı hiç okumayan insanların taşlamalarını çok kaile alamıyorum. Okuyanlar beğeniyor çünkü.

Kaan TURHAL:  Eleştirilerle nasıl başa çıkıyorsunuz?

Gülerek… tabi ki. İnsanlar yapıcı eleştiri yaptıkları zamanlar olgunlukla karşılarım tabi ama beni tanımayan ve eserlerimi okumamış kişilerden gelen eleştirilerin bir hükmü olmuyor. Bazı insanlar yükselenlere tutunup aşağı çekmeye bayılır ve hatta var olma amaçları budur. Bu insanlar kendilerini gerçekleştirememiş insanlardan başka bir şey değil. Kendini gerçekleştiren ve amacına ulaşabilen birini hazmetmek gerçekten zor olsa gerek onlar için.

Kaan TURHAL: Okurla bağ kurmanın bir yazar için önemi sizce nedir?

Yazdıklarınızın değerini ya da hangi seviyede olduğunuzu bilirsiniz ama bazı şeyleri okurdan duymak gizili ve sessiz bir onay gibidir. Siz bilirsiniz ama birinin de ‘Oldu’ demesini de istersiniz ya. Okur her zaman ikinci bir göz gibidir. Size farklı yönlerinizi, güçlü ve zayıf yönlerinizin de bir yansımasıdır. O yüzden benim için çok ama çok değerli okur görüşü. Bir keki kendiniz yapınca beğenmenizle, bir başkasının beğenmesinin arasında ufak bir takdir edilme hazzı vardır.

6. Türkiye’de Yazarlık

Kaan TURHAL:  Türkiye’de yazar olmanın en büyük zorlukları sizce neler?

İçinizde, aklınızda kırıntı kalmayıncaya kadar yazıyorsunuz. Kanınızla canınızla, uykusuz veya bazı şeylerden kendinizi mahrum bırakarak büyük bir özveri sergiliyorsunuz. Eserinizi bitirince de en büyük sevinç doğmasını görmek oluyor. Yani basım aşaması. En zor ve meşakkatli kısmı yayınevi sürecinde başlıyor. Yayınevine iyi karar vermek gerekiyor bu aşamada da. Reklamı güzel olan yayınevlerinin basım ve dağıtımdan sonrada ilk günkü gibi olmalarını bekliyor yazarlar (!)

Kaan TURHAL:  Yayıncılık dünyasına dair gözlemleriniz nelerdir?

“Biz tüccar değiliz…” der her yayınevi. İyilerini tenzih ederek diyorum: Yazara hakkını teslim edemeyen hiçbir yayınevi uzun süre ayakta kalamaz… Mutlaka bir yerden sonra tökezleyecektir. Reklam desteği sağlamakta çok zayıf yayınevleri, onlar da yazara güveniyor kitaplarını okutması için. Belli bir dayanışma içinde olunmalı halbuki. Telif ödemeleri de nedense her zaman korkulu rüyası yayınevlerinin ama unuttukları yazarlar sayesinde var oldukları gerçeğidir.

Kaan TURHAL: Genç ve yeni yazarlara yeterince alan açıldığını düşünüyor musunuz?

Yeni yazarlar için büyük bir bütçe gerektiriyor kitapları basım, dağıtım ve tanıtım aşamaları. Genç ve yeni yazarlar bu güçlükleri aşsalar da okurun sabit fikrini çok değiştiremiyorlar. Okur çok risk almak istemez. Hiç giymeyeceği gardırop kıyafeti almaya acımaz ama kitap için defalarca düşünür ya değmezse diye. Çok fırsat verilmiyor sanırım.

7. Genç Yazarlara Tavsiyeler

Kaan TURHAL:  Yazar olmak isteyenlere vereceğiniz en önemli tavsiye ne olurdu?

Yaratıcı Yazarlık Eğitmeni olarak bol bol okumalarını ve kendilerine bir disiplin kazandırmalarını önerebilirim. Kendilerini geliştirmelerinin sonunun olmadığını da unutmamalılar. Bir işi yapıyorum demek için sürekliliğinin olması icap eder. Yazarım diyebilmeleri için de devam etmeleri gerekir buna. Birkaç eserle bulundukları en üst seviyeye ulaşacaklarını düşünmeleri hayalden öteye gitmez. İnsan kendinin en iyi versiyonu olmalıdır ve her zaman onu bulmak için sürekli bir gelişim içinde olmalıdır.

Kaan TURHAL:  İlk kitabını yazmak isteyen biri sizce nereden başlamalı?

Önce içinde bir yazar olup olmadığından emin olmalı. Popüler kültürde yazarlık, insanlar için kendine bir yer edinme çabası olmamalıdır. İçlerinden geliyorsa yapılması gerekir. Zorlama eserler okur tarafından her zaman fark edilir. Çok iyi yazar dediklerimizin bile aralarda, sırf yayınevi yeni eser istedi diye zoraki yazdığı eserler bulunduğu da bir gerçek ve gerçek okurlar bilirler.

Diğer yandan da yeteneği olmadan, sırf popülerlik edinme çabasında olan bazı yazarların teknolojiyi kullanarak bu işi yapmaya kalkışmasıdır ki o eserler de kabak gibi ortada kendilerini belli etmektedir. Yazar olamamışlar okuru kandıramazlar, sadece kendilerini kandırabilirler bu konuda.

Kaan TURHAL: Bol okumak mı, bol yazmak mı daha belirleyici?

İkisini dengeli götürebilmekte yatar işin sırrı. Bol okuduktan sonra insanın içinde birikenleri de bir yerde değerlendirmesi gerekir ki yazmak bunun için en etkili yoldur.

8. Gelecek Planları ve Kapanış

Kaan TURHAL: Şu sıralar üzerinde çalıştığınız yeni projeler var mı?

Yeni projeler nefes aldığım sürece olacak sanırım. Bu konuda bir sınırım olduğunu düşünmüyorum. Şarkı sözü yazmaya devam ediyorum zaten. Şu an kurgusu hazır olan ve genişletmemi bekleyen 8-10 roman beklemekte. Süreç içerisinde tamamlama niyetindeyim.

Kaan TURHAL:  İleride denemek istediğiniz farklı türler bulunuyor mu?

Evet, yoğun istek üzerine tiyatro metinlerini denemek istiyorum. Bakarsınız izleriz de…

Kaan TURHAL: Yazarlık sizin için ne ifade ediyor, tek cümleyle nasıl özetlersiniz?

Yaşam tarzım…

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.