Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Yağmurlu
8°C
İstanbul
8°C
Yağmurlu
Pazartesi Yağmurlu
8°C
Salı Çok Bulutlu
5°C
Çarşamba Çok Bulutlu
11°C
Perşembe Çok Bulutlu
14°C

Ayşe Can

Ayşe CAN 1983 yılında Merzifon’da doğdu. 2006 yılında Samsun On dokuz Mayıs Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Kimya Bölümü’nden mezun oldu. 2010 yılında İstanbul Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Kimya Bölümü’nde Tezsiz Yüksek Lisansını tamamladı. Yaklaşık 15 yıl boyunca Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’na bağlı kuruluşlarda destek ihtiyacı olan çocuklarla çalıştı. Kimya öğretmeni olarak görev yapmaya devam etmekte. 2025 yılı mayıs ayında, “Hızlı Koşanlar Kasabası” ve “Benim Adım Cesur” adlı iki kitabı Kasım 2025’te de “Dedem ve Ben” isimli 3. Kitabı yayımlandı. Aynı zamanda Merzifon Bilgi Gazetesi’nde “Hikâye Bahçesi” adlı köşede düzenli olarak yazılar kaleme almakta. İlk yayın deneyimini, 2025 yılında ‘23 Nisan Dergisi’nin özel sayısında yayımlanan “Egemenlik Ormanı” adlı öyküsüyle yaşadı. Derin Kalem Dergisi’nin 2., 3. Ve 4. sayılarında, Maya Dergisi’nin 5. sayısında ve 2025 yılı ağustos ayı itibariyle de www.edebistan.com ve www.kitaphaber.com.tr sitelerinde çeşitli deneme/incelme yazıları yayınlanmaktadır. İlk basılı yayın deneyimini ise Kirpi Edebiyat ve Düşün Dergisi’nin 19. Sayısında (Eylül-Aralık 2025) “Kemal Sunal ve Anti-Kahramanlık” isimli yazısı ile yaşamıştır. İletişim bilgileri: E-posta: aysecan1983@gmail.com Sosyal Medya: @biraz_ayse (Ayşe Can) Köşe Yazıları: Merzifon Bilgi Gazetesi (https://www.merzifonbilgigazetesi.com/kose-yazari/ayse-can/) Blog: https://birazayse.blogspot.com

    Zamanın Kıyısında Bir Çentik

    1 Şubat 2026 15:10
    14
    A+
    A-

    Zamanın avuçlarımızın arasından bir kum tanesi gibi süzülüp gidişini en çok o malum günde hissederiz. Takvime atılan o kırmızı çentik, sadece bir kutlamanın değil, aynı zamanda geçip gidenin dökümünü yapmanın da işaretidir. Doğum günü, insanın kendi varoluşuna şaşırdığı, aynadaki yüzüyle ilk kez karşılaşıyormuşçasına yabancılaştığı o tuhaf durak… Kim olduğumuzla kim olmak istediğimiz arasındaki o uçurumu en net gördüğümüz an.

    ​Bir mum alevinin titreyişinde saklıdır aslında her şey. O cılız ışık, sadece pastanın üzerindeki bir süs değil, geride kalan uykusuz gecelerin, ilk gençlik sancılarının, yarım kalmış heveslerin ve sessizce kazanılmış zaferlerin temsilidir. Derin bir nefes alıp o ateşi söndürdüğümüzde, sadece bir mumu değil, bir koca yılı da tarihin tozlu raflarına uğurlarız. O an, dumanın havada süzülüşünü izlerken içimizde beliren o tarif edilemez sızı, hüzün ile sevincin en saf halidir. Çünkü insan, sönen her mumda kendi ışığından bir parçayı zamana teslim eder.

    ​Modern dünya bizi gürültülü kutlamalara, parıltılı kağıtlara sarılmış hediyelere ve sosyal medya bildirimlerinin mekanik samimiyetine zorlasa da doğum gününün gerçek ruhu derin bir yalnızlıkta gizlidir. İnsanın kendi içine döndüğü, “Buradayım ve hâlâ nefes alıyorum,” dediği o kuytu köşe… Hediye paketlerinin hışırtısı dindiğinde, telefonun ekranı kararıp odadaki kalabalık dağıldığında geriye sadece biz ve çıplak gerçeğimiz kalır. Yeni bir yaşın eşiğinde dururken, ayağımızın altındaki zeminin hem ne kadar sağlam hem de ne kadar kaygan olduğunu fark ederiz. Bu fark ediş, olgunluğun ilk sancısıdır.

    ​Büyümek, sadece rakamların hanesine bir sayı daha eklemek değildir. Büyümek, aynı zamanda eksilmeyi de öğrenmektir. Bazı hayallerin artık gerçekleşmeyeceğini sessizce kabullenmek, bazı gidişlerin dönüşü olmadığını anlamaktır. Ancak bu eksilme, beraberinde bir derinlik de getirir. Tıpkı bir ağacın gövdesindeki halkalar gibi, her yıl bizi biraz daha sağlamlaştırır, biraz daha bilge kılar. Her kırgınlık bir kabuk bağlar ve o kabuk bizi hayata karşı daha dirençli kılar.

    ​Doğum günleri, bir bitişten ziyade zarif ve hüzünlü bir başlangıçtır. Hiç okunmamış bir kitabın ilk sayfasını, parmaklarımızın ucunda bir titremeyle çevirmek gibidir. O sayfada ne yazacağını bilmemenin verdiği o hafif ürperti, aslında yaşama sevincinin ta kendisidir. Hayat aslında her yıl bize sunulan bu boş sayfaların toplamıdır.

    ​Varsın zaman akıp gitsin, varsın aynalar hikayemizi yüzümüzdeki çizgilerle yüzümüze vursun. Her yeni yaş, kalbimizde hâlâ atan o çocuksu nabzın, o bitmek bilmeyen merakın bir kutlaması olsun.

    Doğum günüm kutlu olsun.

    Ayşe Can

    Yazarın Diğer Yazıları
    Yorumlar

    Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.