Düştüm ekmek kavgasınaDağa, taşa, vurdu felekGirdim hayat çabasınaHep koşturdu, yordu felek Düşman oldu çattıklarımTerk ettiler taptıklarımHep suç oldu yaptıklarımKanıma da girdi felek Düz yolda yolum şaşırdıDert kazanında pişirdiMuhannete yol düşürdüÖdün diye verdi felek Özledim, sıcak selamıDuymadım tatlı kelamıYalnızlık dolu dünyamıBana layık gördü felek Dediler umudu derleYaşanır mı bu kederleDertler ile...
Yüreğim yanıyor! Yüreğim.Kaybediyoruz, günbegün hareket alanlarımızı. Ekmeğimizi,umudumuzuözgürlüğümüzü daha kötüsü;öz güvenimizi kaybediyoruz. Kimileri farkında bile değiller, demokrasi denilen geminin akıntılı sularda sürüklendiğinin.Ha battı…ha batacak noktasındaTabi bu sözlerime inanmayacakpek çoğu.”Nereden çıkartır münafıklar, bu tür asılsız söylemleri”Diye kızacaklar belki de.Ve gülecek bıyık altından, unu kuru, tuzu kuru olan bir çoğu.Kimiler aman bana dokunmasınlar...
GÜLÜM Söyle be sevdiğim ne idi vefaReva mı sevene bu kadar cefaKaç kez tövbe ettim bilmem kaç defaYine de ben senden geçmedim gülüm. Verdiğin o resim koynumda durur Kalmadı gönlümde neşe ve sürur Bu âsi yüreğim sen diye vururElleri yâr diye seçmedim gülüm. Ne yapsam hayâlin karşımdan gitmezSensiz bu garibin...
PEKMEZ HELVASI Yüzünde dikine derin çizgiler olan esmer tenli zayıf bir adamdı babam. Üstelik bu kavruk vücuduyla çiftçilik gibi ağır bir iş yapmak zorundaydı. Belki de bu nedenle kendisine enerji sağlayacak yiyecekleri, özellikle de tatlıları çok severdi. Tabi yerleşim yerlerinden çok uzaklarda, dağ başındaki evimizde tatlı deyince akla helva gibi...