
Neşet Sercan AYKANAT
Anne,
Bu mektup sana yazılmış ilk şiirim belki de,
Ama bil ki her kurşun sesinde
Adını içimden bin kez söyledim.
Her sabah siperin başında
Ellerinle ördüğün yün çorapları giyerken
Özlemin, tüm vücuduma yayılırdı
Yine de susardım.
Annem…
Posta çantasında senin mektubunu aradım aylarca,
Ama o zarf hiç gelmedi
Ya sen yazamadın
Ya yazdın da ulaşmadı.
Belki de her kelimen gözyaşınla silinip dağıldı
Kim bilir…
Toprak kokan satırlarını özledim.
“Evde iyiyiz oğlum, elini yüzünü ört geceleri serin olur…”
Diye başlayan o yazın
Belki de hayattaki son öğüdündü.
Sen de her gün kapının önünde
Postacı sesine kulak kesiliyordun, değil mi anne?
Ama gelmedi.
Ne ben döndüm o köye
Ne sen görüp de gözyaşını sildin avuçlarımla.
Ben bu vatanı kurtarırken
Sen beni yavaş yavaş kaybettin.
Ve kimse anlatmadı sana
Benim bir gece yıldızların altına düşüp
Son nefesimde seni sayıklayarak uyuduğumu…
Sana kavuşamadım anne.
Kurtuluşun sessiz kahramanlarından biri oldum
Ama senin kahramanın olamadım.
Bir bayram sabahı
Köyün üstünden geçen kuşlara
“Benim oğlum gelmedi hâlâ” dedin ya
Ben ordaydım anne.
Toprağın altından bile duydum seni.
Anne, bu mektup sana ulaşmayacak belki
Ama bil ki her satırında
Sana olan hasretim,
Senin duaların
Ve kavuşamayan binlerce annenin
Sessiz çığlığı var.
Ben o çığlığın evladıyım.