Süleyman Güzel Edebiyat… Kimi zaman bir çobanın dağ başında söylediği türküde, kimi zaman bir şairin gecenin kör vaktinde kalbinden dökülen mısralarda gizlidir. İnsanın kendini ve dünyayı anlamak için tuttuğu aynadır. Bu ayna bazen kırılır, bazen buğulanır; fakat ne olursa olsun insanı ve toplumu hakikate çağırmaktan hiç vazgeçmez. Bir milletin hafızasıdır...
Süleyman Güzel Edebiyat dediğimiz o büyük evrende iki temel yol vardır: nazım ve mensur. Biri ritmin dilidir, diğeri düşüncenin. Biri kalbin nabzını heceye döker, diğeri aklın düzenini cümleye. İkisi de insana bakar, ikisi de hakikati arar; fakat yürüdükleri yol, taşıdıkları ruh başkadır. Nazım – Sözün Ritmi, Sesin İnşası Nazım, şiirin...
Süleyman GÜZEL Şiir… Bir milletin iç çekişi, bir coğrafyanın ruhudur. Kimi zaman bir ney sesi gibi ince ince sızar kalbimize; kimi zaman bir davul gürlemesi gibi çarpar göğsümüze. İşte Türk edebiyatı bu iki nefesle büyüdü: Aruzun zarafeti ve hecenin yürekten gelen tok sesi… Aruz vezni, medrese avlularında yankılanan kelamın musikisidir;...
Türk edebiyatının köklü damarında şiir daima başat bir tür olmuştur. Sözlü geleneğin destanlarından başlayarak divan şairlerinin saraylarda okunan kasidelerine, halk ozanlarının meydanlarda sazla söylediği koşmalardan Cumhuriyet dönemi dergiciliğine kadar şiir, hem sanat hem de toplumsal söz olagelmiştir. Ancak şiirin yalnızca estetik bir ifade olmadığını, aynı zamanda bir pazar meselesi...