Sen yoksan yaşamım son bulsa bile Cesedim koyacak sal’ı istemem Safari parkında saklanmak için Şuna emin ol ki çalı istemem *** Bana sevinç verir masum bakışın Başının üstüne çiçek takışın Ben gibi garibe gönül yakışın Meyveye bürünmüş dalı istemem *** Koca ömrüm geçti gurbet elinde Ellerim buz kesti şita yelinde...
Karanlık hayatıma girdin ışık gibi, İsterim her günüm geçsin bunun gibi, İnandırdın her sözüne günden güne, Gitmeye başladı hayatım seninle birlikte, Kim bilirdi bu kısa sürecek, ışık tekrar sönecek, İnandığım her şey yerle bir olacak, Hayatım tekrar yalnızlığa mahkum kalacak, Düşünemedim ihanet bu denli can yakacak, Bu nasıl sevda bilinmez,...
Hece ettim seni Gündüz ettim geceyi Ömür ettim seni Neredesin Ben yine hayatın Labirent olmuş sokaklarında Esen sert rüzgarlara Benliğimi siper ederek Özlem yürüyüşümün Varmışlığındayım Ben seni Sende yaşayamadım ki Nede bir başkasında Seni aramadım ki Hasretini duyayım Rüzgar Ne getirir ne ulaştırır Savurur tutunamayanları Özüne el oldun gittin Sen...
Gece yarısına çok az bir vakit kalmıştı. Gökyüzünde cılız ay ışığına milyonlarca yıldız eşlik ediyordu. Şehri ikiye bölen Ruh Göl ‘ ünün üstünden geçen faytonlarda oturan çiftler manzarayı hayranlıkla izliyordu lâkin kimse nasıl oluştuğunu hatırlamıyordu. Krallığın laneti yüzünden geçmişin bıraktığı herhangi bir izin yaşayanların beyninde yeri yoktu aynı zamanda bu...
Ben seni severken çocuk gibiyim! Bir Fatıma say yüreğimi, Ali’ye vurgun, Bir Züleyha say gözlerimi, Yusuf’a suskun Bir Aişe say beni, Muhammed’e meftun… Ben seni severken yetim gibiyim, Ben seninle cennet gibiyim..