

Betül FIRAT: Öncelikle hoş geldiniz diyor ve söyleşimizin başlangıcında bir iki cümleyle sizi tanımak istiyoruz. Ülkü KOÇAN Kimdir?
Ülkü KOÇAN: 1970 Bayburt doğumluyum. İlköğretim okulunu Bayburt’ta okudum, ortaokul ve mesleki eğitimimi İstanbul Kazımişmen Lisesi’nde tamamladım. 1992-95 yılları arasında Eskişehir Anadolu Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi resim bölümünde mesleki olarak duvar resimleri konusunda eğitim aldım.1995 yılından itibaren ise duvar resim teknikleri konusunda çeşitli kurumlarda ve illerde sanat eserleri uygulamalarına katıldım.
Betül FIRAT: Ressamlığa nasıl başladığınızdan ve ne kadar zamandır yazdığınızdan bahseder misiniz biraz?
Ülkü KOÇAN: Duvar resim tekniklerinde çeşitli yıllarda yani ilk işim 1995 yılında Şile’de bir mendirek üzerine o dönemlerin popüler sanatçısı sevgili Burak Kut klip arkası resimlerinde ve uygulamasında hem birinci geldim hem de uygulamasını tamamladım. Daha sonra hatırımda kalan o dönemlerde İstanbul’da yine 1996 yılında Matbaacılar ve gittiler sitesinde Atatürk rölyef Anıt yarışmasında hem birinci oldum hem de uygulamasını yaptım. Sonra profesyonel olarak farklı illerde gelen talepler ve istekler doğrultusunda genelde iç mekân tasarımlarında duvar resim uygulamaları ekip olarak çalışmalarda bulundum.
Betül FIRAT: Ressamlık alanında ilk eseriniz nedir ve sizin için önemini anlatır mısınız?
Ülkü KOÇAN: Ben sanatçı bir aileden geliyorum. 1990’lı yıllarda İstanbul Valide Çeşme’de sanat atölyesi vardı ailemize ait. Orada vitray resim ve duvar resimleri yanında seramik atölyelerinde çeşitli mekanlarda özellikle villalar, bankalar, hastaneler gibi özel alanlar da çalışmalarda bulundum. Orada almış olduğum eğitimler ile hem mesleki alanda hem de kendi alanımda kendimi yetiştirerek bugünlere kadar getirmiş oldum ve bizim sanat alanı sürekli değişken bir alan olduğu için kendini yenileyebilen bir formatla da 95’ten bugüne kadar seherlerimi çeşitli malzemelerden yorumlayarak birer sanat eseri niteliğini taşıyacak şekilde uygulamalarını gerçekleştirdim.
Betül FIRAT: Ailenizde sizden başka sanatın herhangi bir alanıyla ilgilenen var mı?
Ülkü KOÇAN: Evet. Ben dediğim gibi sanatçı bir aileden geliyorum. Benden büyük olan abilerimden birisi mimar, birisi heykeltıraş, birisi tasarımcı ve diğeri de ressam.
Tamamen sanatla iç içe olan bir aileden geldiğim için sürekli kendi alanlarımızla ilgili değişken mekanlarda hem tasarım aşamalarında hem de uygulama aşamalarında bulunarak mesleki olarak biraz daha bilgi ve birikim edilip şu an kendi çalışmalarım ve tasarımlarımı uygulayabiliyorum.
Betül FIRAT: Eserlerinizi yaparken en çok nelerden etkilenirsiniz? Sanatınızı besleyen ana damar nedir mesela?
Ülkü KOÇAN: Eserlerinde genelde hayal gücü mü kullanıyorum. Biraz araştırmalar yapıyorum. Çünkü dediğim gibi sanat çok farklı materyallerden oluşan ve yapılabilen bir görsele dayalı bir çalışma olduğu için genelde ilham kaynağım hayallerim. Hayallerimle bütünleştirdiğim duygularım bir anlamda da kendi hislerimi genelde tuvale aktarıyorum. Ama tabii daha çok duvar resimlerinde eldeki projeleri uygulamak zorunda kalıyoruz. Bu nedenle de duvar resimlerinde çok hayallere yer veremiyorum. Örneğin ben bir dönemler Bayburt Kalesinde, Osmanlı Payitahtı diye bir sergi düzenledim ki ben Osmanlı’ya o geleneğine ve o yaşantısına biraz hayranım. O dönemleri çok inceliyorum ve irdeliyorum. Tarihi düşkünlüğüm ve bildiğim için o andaki işte okuduğum bir gerçek hikâyeyi ya da bir anekdotu padişahlar üzerinde yorumlayarak günümüze aktarıyorum.
Betül FIRAT: Bir ressamın eserini icra ederken en çok neye dikkat etmeli?
Ülkü KOÇAN: Bana göre bir sanatçı kendi eserini üretirken duygularını tamamıyla o ürettiği esere yüklemeli ve anlam kazandırmalıdır diye düşünüyorum. Yani altının çok dolu olması lazım. Çünkü sanat bir anlamda insanları yönlendirebilen insanların duygularını düşüncelerine hitap edebilen bir kavram olduğu için de ben biraz daha gerçekçi duygularla, biraz daha kendini aşmış ve yenilemiş çağdaş ya da modern çizgilerde hem sana severlerin beğenisine sunmak hem de biraz düşündürücü olması, biraz duygusal olması sanırım bizim bu alanın en büyük özelliklerinden birisidir diye de düşünüyorum. Ben genelde eserlerinde daha çok çağdaştan ziyade geleneksel sanatları kullanıyorum. Biraz işte dediğim gibi o padişahlar üzerinde yorumlar yapıyorum. O yorumları yaparken de duygularımı katıyorum. O duygularımı da izleyici aktarıyorum. Zaten izleyici kendi eserini izlerken bir anda kafasında bir şeyleri oluşturabiliyor. Ben de onlara kılavuzluk yapmış oluyorum. Yani sanatçı bir eserini üretirken tamamıyla gerçekçi olmalıdır, diye düşünüyorum. Çünkü hayallerini karşıdaki izleyiciye aktarıyor aktarırken de çok güzel bir dil kullanması lazım.
Betül FIRAT: Kitaplarla aranız nasıldır? En son hangi kitabı okudunuz? En çok tavsiye edeceğiniz kitap hangisi olurdu?
Ülkü KOÇAN: Kitap okumayı seviyorum. Fırsat ve zaman buldukça, hikâye tadında; roman tadında kitapları okuyabiliyorum. Tabii ki sizin eserlerinizi de ben zaman zaman okumuşluğum var. Bizim kendi öz yazarlarımız şairlerimiz de var işte: Nizamettin Kutlu olsun Uğur Kocabey olsun. Bu gibi isimler ile ben biraz daha haşır neşir olmaya çalışıyorum. İnci Yılmaz Şimşek ve tanıdığım iyi bir yazar ve şair onu da kitaplarını ara ara okuyorum. Ama tabii bu kitap okuma alışkanlığım sizlerle tanıştıktan sonra daha da sıklaşmaya başladı. Onun haricinde bildik isimler var. Onların zaten kütüphanem de mümkün mertebede yer vermeye çalışıyorum. Çünkü sanatçı aydın olmalı. Belki o okuduğumuz şiirden, okuduğumuz o romandan veya okuduğumuz kitaplardan bir şeyler esinlenerek bile biz bir eser üretebiliriz. Çünkü yazar ve şair hayallerini duygularını aktarıyor biz onu tuvale çeviriyoruz. Onun için iyi bir ikili olacağına da inanıyorum.
Betül FIRAT: Sizi etkileyen ressam, yazar veya sanatçılar kimlerdir?
Ülkü KOÇAN: Beni mesleki olarak etkileyen sanatçılar yani ressam alanında resim alanında. Daha doğrusu Profesör Doktor Mustafa Bulat, Profesör Doktor Önder Yağmur, Doçent Doktor Mahir Bayramoğlu ve işte Mustafa Ata Devrim Erbil aklıma gelen şu an için bunlar. Yazar olarak tabii şairler, yazar meslekler var. Aynı zamanda Hüsamettin Elçi, Atilla Güler, Betül Fırat, İnci Yılmaz Şimşek, Uğur Kocabey, Nizamettin Kutlu benim için özel hayatımda da önem verdiğim yazarlar ve şairlerdendir. Fırsat buldukça hem resim alanındaki sanatçı dostlarımın eserlerini, makalelerini takip ediyorum hem de yazarlarımızın eserlerini takip edebiliyorum.
Betül FIRAT: İyi bir ressam olmanın için bir formül var mıdır? Ressam olmak isteyenlere önerileriniz nelerdir?
Ülkü KOÇAN: İyi bir ressam olmak terminolojik bir yaklaşım diye düşünüyorum. Çünkü o seviyeye gelmiş bir heykeltıraş, bir minyatür sanatçısı, bir ressam kendini ispatlamış ve bulunduğu alanda uzmanlaşmıştır diye düşünüyorum. Bu nedenle de geleceği iz bırakacak geleceğin sanatçıların yetiştirecek önemli sanatçıların bu tür kavramlardan uzak tutmak gerekir diye düşünüyorum. Bu her alanda geçerli hem sözlü edebiyat hem yazılı edebiyat ve sanat alanında bu tür değişiklikler olabilir. Zaten ülkemiz gündeminde şu an sanatla ilgili algının pek az olduğunu düşünüyorum ben. Bunun birçok nedenleri olabilir yani sosyal kültürel ekonomik nedenler ya da çevresel nedenler ya da işte imkansızlıklar diyebiliriz. Şu an insanların sosyal hayatına renk katan Bence kültür ve sanat alanındaki sanatseverlerin ve sanatçıların büyük bir sorumluluk içerisinde olduklarını düşünüyorum. Ve bu sorumluluklarla da topluma olan görevlerini yerine getireceklerini kanaatim sonsuzdur.
Betül FIRAT: Bir başka kimliğiniz de dernek başkanlığı yapmaktasınız ve faaliyetlerinizde çok aktif olduğunuzu biliyoruz? Okurlarımız için derneğinizden ve faaliyetlerinizden bahseder misiniz?
Ülkü KOÇAN: Evet, 2011 yılından itibaren Uluslararası Bayburt Sanatçılar Derneği Kurucu ve Yönetim Kurulu Başkanlığını yapmaktayım ve şu an görevime devam ediyorum. 2016’ya kadar daha yerel kültürel faaliyetlerde bulunduk. 2019 ve 20’ye kadar ise biraz lokasyonunu geliştirerek bölgesel kültür sanat etkinlikleri yapmaya başladık. İyi bir ivme yakaladık. Farklı deneyimler kazandık. 2020’den sonra yani 21’li başında uluslararası kültür sanat ödüllerimizle il dışında farklı tarihlerde ve farklı günlerde, farklı şehirlerde ödüller vermeye başladık. Anadolu’dan ülkemiz coğrafyasında atılma nedenlerimizden bir tanesi de hem Uluslararası Bayburt Sanatçılar Derneği’nin ismini duyurmak Bayburt’un o mistik kültürel dokusunu beşerî dokusunu Anadolu’muzun kültürel kimiyle buluşturarak aynı karede yer almalarını sağladık. Sırasıyla söyleyecek olursam bu ödüller İstanbul, Ankara, Bursa, Trabzon, Çorum, Tokat ve son olarak ise Dentbuk Dr. Kadir Özay ana sponsorluğunda hazırlıklarını tamamladığımız ve 25 Nisan 2026 Cumartesi günü İstanbul’da, Profesör Doktor Türkan Saylan Kültür Merkezi’nde 7 Uluslararası Nizamettin Kutlu Kültür Sanat Ödüllerimizin takdimini gerçekleştireceğiz. Tabi yıl içerisinde birçok etkinlikler yapıyoruz, uluslararası karma sergiler, dinletiler, konserler, tiyatrolar, imza günleri VE okur yazar buluşmaları vs. Tarihi alanların sosyal hayata katılımı yönünde de en çok kullandığımız mekân Bayburt Kalesi ve Taşan Sanat Galerisi. Bunların önünde genelde bizim kullandığımız alanlardır zaten. Sanatı farklı mecralara farklı alanlara taşıdığınızda insanların oraya bakış açıları ve dikkatleri daha çok cezbedici hale geliyor.
Betül FIRAT: Sizi okumak isteyen, takip etmek isteyen dostlarımız nerelerden ulaşabilirler?
Ülkü KOÇAN: Bizim de herhangi bir kültürel faaliyet içerisinde bulunmak isteyen sanatçılarımız, yazarlarımız, şairlerimiz, edebiyatçılarımız daha doğrusu sanatın bütün alanı ile ilgilenen değerli dostlarımızın Instagram ve Facebook üzerinden Uluslararası Bayburt Sanatçılar Derneği sayfasından bizlere ulaşabilirler. Oradan bizlerle iletişim halinde olabilirler.
Betül FIRAT: Şu ana kadar sohbetimizi okuyan ve bizlere eşlik eden dostlara son olarak ne söylemek istersiniz?
Ülkü KOÇAN: Oldukça keyifli bir röportaj olduğuna inanıyorum. Bu vesileyle bana da yer verdiğiniz için destek olduğunuz için ayrıca çok teşekkür ediyorum. Umuyorum bu röportajı okuyan bir yazar ya da bir sanatçı kardeşimiz ya da arkadaşımızın mutlaka etkileneceği ya da bizlerle mutlaka iletişim halinde olabileceğini de düşünebiliyorum. Sanat insanları birleştiren bir kuvvettir diye düşünüyorum. Sanat siyaset üstü bir kavram olduğunu, sanatın toplumla ya da toplumun herhangi bir alanıyla mutlaka bir ilişkisinin olduğunu düşünüyorum. Bu gerçeklikle şunu söylemek istiyorum, sanat iyiliktir, sanat direnmektir, sana güç demektir, sanat dünyaya bakış açısı demektir. Sanatın evrensel birleştirici gücüne inanaraktan son bir mesaj olarak bu röportajı okuyan arkadaşlarımızın fırsat ve imkânı buldukça kitap okumalarına onları değerlendirmelerini ve imza günlerine katılmalarına bol bol fırsat buldukça müzeleri ve sanat galerilerini gezerek hayal dünyalarına geniş yer vermelerini çok isterim.