
Bextiyar Hesenov
–
Ey dilenci kadın,
Benim için dua okuma.
Dualarının bir gücü olsaydı,
Kendin dilenci olmazdın.
Yapabiliyorsan bana beddua et.
–
Çünkü ben senden de beter durumdayım.
Maaşım dört günde bitti.
Kredi, cezalar, vergiler, düğünler, tedavi — hepsi bu.
Şimdi benim
Senin avucundaki kadar bile
param yok.
Talihsizlik bu ya, dilenmeye bile yer yok —
her yerin kendi dilencisi var.
Bizi bu dilenci haline düşüren
büyük büyük dilencilerdir:
rüşvettir, yolsuzlukdur
–
Şu karşıdaki kuş pazarına bak.
Kafesteki tavukların önünde yem var,
özgür serçeler o kafeslere can atıyor.
Bak, ben o serçelerin durumundayım.
Mutlu kırlangıçlar, turnalar
bu memleketten canlarını kurtarıp gittiler.
–
Ama umudum var.
Komşuların bahçelerinde
ot biçeceğim.
–
Bana beddua et, dilenci kadın.
Beddua et, Azrail’im gelsin.
Elinde tırpanla gelsin.
Biraz yardım etsin bana —
Komşuların bahçelerinde ot biçeceğim.