Ali Rıza Malkoç
…
Bir müzisyene, icra ettiği sanatın yerleşik kurallarla çeliştiği gerekçesiyle mahkemece edebiyat kitabı okuma yükümlülüğü getirilmesi; eğitici ve onarıcı adalet ilkelerine uygundur. Ancak terazi dengede durmalıdır; adalet önce yargının kendi mensuplarında tecelli etmelidir. Üst yargı mercileri, Yargıtay veya Anayasa Mahkemesi kararlarıyla açıklanan, “Keyfilik” tespitleri, vatandaşın hukuk güvenliğinin teminatıdır.
Millet adına hüküm kurarken, hukuk devleti ilkesini, yasa hükümlerini ve yargı etiğini mükerreren (en az üç kez) ihlal eden hâkim ve savcılara da HSK tarafından; felsefe, mantık, yargı etiği, insan hakları, metodoloji, sosyoloji ve edebiyat alanında akademik okuma ve raporlama idari yaptırımı uygulanmalı ve bu kararlar şeffaflıkla, aleniyet ilkesi gereği kamuoyuna duyurulmalıdır. Aynı ihlaller savunma makamınca sergilendiğinde ise Türkiye Barolar Birliği, meslek mensuplarına benzer bir fikrî rehabilitasyon yaptırımını işletebilmelidir.
Sanatçısına okumayı ceza sayan bir adalet düzeni, kendi uygulayıcılarının felsefi, akademik ve mantıksal yetkinliğini sorgulamaktan, onarmaktan ve terbiye etmekten geri duramaz. Yargının niteliği, ancak yargı mensuplarının mantık ve felsefeyle sürekli tahkim edilmesiyle korunabilir.
Hukukun sadece kanun ezberlemek (mekanik bir işlem) olmadığı; edebiyat, mantık, felsefe ve sosyolojinin yargı mensubuna insan ruhunu, toplumsal gerçekliği ve empatiyi kavrattığı unutulmamalıdır.
Bu yaptırımın hayata geçebilmesi için ilgili meslek kanunlarında yapılacak yasal bir düzenlemeye ve yasa önerisine ihtiyaç vardır.
50 yıl önceki, aşağıdaki Yargıtay İçtihadı da bu talep ve önerimizi gerekli kılmıyor mu?
“Yargıtay 1.HD., 31.12.1976 T.,1976/9370 E.,1976/13138 K. Hakim; insana, tabiata, olağana, gerçeğe uygun bir biçimde; katı kalpler ve katı kalıplar içerisinde sıkışıp kalmadan, uyuşmazlığa, İNSAN KOKUSU taşıyan bir çözüm getirmek zorunluluğundadır.”
Samsun, 15.10.2026