İhanet gerçeği bir kere insanın içine yerleştikten sonra, her yolu, her patikayı izler ve şaşmaz bir düzen içinde bir dizi engeli aşarak hedefine tırmanır. Bütün kültürlerde vardır. Eğitim ya da eğitimsizlik gibi her düzeyde görülür… Eğitimli olmak onu yok etmiyor. Bireye, donanımlı bir yaşamı, hatta yıldızlara dokunmayı olanaklı hale...
Sevgili bu dünyadaki bütün kıtalarda her yerde hazan yaşansa kuraklık hâkim olsa da. Bütün ırmaklar birer birer kurusa bağlardaki kırlardaki bahçelerdeki çiçekler solsa da. Seni her sabah değişik renklerde açan her gün farklı kokan harika çiçeklere boğacağım. Seni yılın dört mevsimi sevgi yağmurlarımda sırılsıklam ıslatacağım su gibi yapacağım. Gönül pınarım...
Bil ki senden vazgeçemem ömrümün kalanı seni sevmekle seni beklemekle geçecek. Bu şair dünyaya yeniden gelse de sevmek için her seferinde yine bir tek seni seçecek. Ömrümce benim şuramda gönül dağımda senin sevda rüzgarların delicesine esecek. Yaşadıkça senin fotoğraflarına her bakışımda aşkın kalbimi tam isabet 12’den vursun. Bir gece ansızın...
Tok olsan bir türlü aç olsan bir türlü yetenek kabiliyetin olsa başka türlü. Tok olsan nerden getirdi derler aç olsan yaramaz insan derler. İnsan oğlu bilmeden öğrenmeden tanımadan hep gıybet eder durur. Ön yargı çağımızın en büyük hastalığıdır.. Zaman zaman işin aslını öğrenmeden bir olay hakkında konu hakkında yorum yapmak...
Bazen toplumlar karanlığa doğru ilerlediği zaman sanatın da bundan nasibini aldığı düşüncesi doğru mudur? Kötülük ve ahlaksızlık her yanı sardığında bile buna rağmen sanat var olabilir mi? Toplum,düşünce ve üretim gibi daha birçok konuda varlığını bir araya toplamaktadır.Çetin virajlardan geçen kitleler, bireyselliği yok saydığı zaman sanatçıdan bir şey beklemesi...
Bugün niyetim, Galata’daki Yahudi kültürü üzerine bir tur yapmak. Galata kulesinin hemen altındaki Ceneviz kahvesine oturup, bir kahve söylüyorum önce. Sabahın çok erken saatleri olduğu için ortalık gayet sakin. Bazen, söylenenin aksine, aslında insanların bu şehri nasıl da yorduğunu düşünüyorum. Şehrin kokusunu içime çekerek kahvemi yudumluyorum. Dünyanın en kadim şehri...
Senenin sonuna doğru yaklaştıkça, hepimiz şöyle bir arkamıza dönüp bakıyoruz galiba… Nasıl girdik, nasıl çıktık, neler yaşadık diye… Maviler mi, yoksa griler mi daha fazlaydı? Umudumuzun bir rengi var mıydı? Nasıl çıkmıştık karanlıkların içinden? Yaşama olan inancımız bir yerlerde saklı kalmış mıydı hep? Bir nevi iç muhasebe gibi aslında… Rakamlar...