2024 Edebiyat Sanat Meltemi Yarışması Sertifikaları 2024 yılında düzenlenmiş olan, 2024 Edebiyat Sanat Meltemi Yarışmasına katılan ve dergi için hak kazanan katılımcılarımızın, Katılım Sertifikaları yapılmış olup paylaşımdan indirebilirler. Katılım sağlayan herkese teşekkür ederiz. Farklı etkinliklerde buluşmak üzere. Genel Yayın Yönetmeni: Betül FIRAT İçerik Yönetmeni: İnci YILMAZ ŞİMŞEK
Deneme: Osman Arşın – Toprak Kitap tanıtımı: Arzu Ortaören – Eğitim, Öğretim ve öğretmen Öykü: Mehmet Beşir Avcı – Eda Şiir: Gülhan Yılmaz – Sezai Karakoç’un Aziz Hatırası ve Ruhu’na/ SEVGİLİ’den Mülhem.
Konuşamayan, yürüyemeyen yeğenimin camında gördüm ilk onu Minik ellere gölgesi düşüyordu Siyah bir hançer gibiydi, simsiyah *** Sonra da rastladım ona Kimsesizlerin yatağında Destek bekleyenlerin sofrasında Çaresizlerin boynundaydı *** Usulca yerleşiyordu ortama Suskunluğu fısıldıyordu kulaklara Merhaba diyordu açtığı yaralara Zehri veriyordu tüm organlara *** Yakınımdan gelmeseydi almazdım onu yüreğime Sır...
Bugün bize dostlar geldiTatlı dil güler yüz geldiGüneş doğdu içimizeSanki bir bahar yaz geldi Sohbetimiz bir bal gibiFiğanımız bir bülbül gibiDost cemali bir gül gibiEhli kamilden söz geldi Dostlara selam buradanBenlik yok oldu aradanBizimle oldu yaradanKör olanlara göz geldi Söylemi çözdü manayıBarıştan aldık gıdayıBirlikte bulduk hüdayıSen ben yok oldu biz...
Türü: Toplumsal Gerçekçi Çocuk denilecek yaşlarda işçilik hayatına başlayan Rıza Bey emeklilik şartlarına yerine getirdiği için daha yaşı kırka basar basmaz en son çalıştığı işyerinden zorunlu emekli edilir. Ancak kendisine bağlanan tekaüt aylığı çalışırken aldığı aylığın yarısı bile değildir. Fabrikaya başlamadan önce köyünde çiftçilik yapan, davar güden Rıza Bey tabiri...
Adını duyunca, hatırlarım Tarihe dem vurmuş anları Ve umutları kar altında kalanları, Zamanın ötesi yok burada Bir kelepçe vurur gönlüme, Dinlerken yakılan ağıtları Kaç kez ayrılmak istesem de, bulurum kendimi yine Her yıl bu ayda Sarıkamış’ta… *** Tarihe bembeyaz bir sayfa açarken. Yatar karlar üzerinde Mehmetler, Umutlar, hayaller Adına ne...
1970’li yıllar. Babam astsubaydı. O zamanlar televizyonlar tek kanallı ve siyah beyaz. İnternet yok. Herkes birbirine misafir oluyor. Sohbetlerin ön planda olduğu günlerdi. O yıllarda babamın mesai arkadaşı ile aynı mahallede oturuyorduk. O kişi babamın kankası gibiydi. Ailecek sık sık onlara gider gelirdik. İnsan yedisinde ne ise yetmişinde de aynıydı....
Zifiri karanlıkta kalmış yüreğim. Her yerde cesetler. Kaç kişi öldü içimde, Kaç kişiyi öldürdüm bedenimde? Duyduklarım kiminle alakalı bilmem, Gördüklerim benimle kesin. Kollarımda kaybedilen ruhlar… Neredeyim nerede kaybolmuştum ben? Kendimi kurtaramam sanki, Kimi çağırsam sahte kime bağırsam gölge. Her gözyaşının farklı hikayesi vardı yüzümde. Ağlayan sadece gözler değildi, Yürek de...
Bir gün “seni anlıyorum” diyecekler, Neyi, nasıl hissettiğini bilmeden, Senin ne yaşadığını nereden bilsinler, “He” deyip geç sen onlara. *** İnsan insanı nasıl anlar ki, Ya da anlayabilir mi acaba? Gülün yaprağına dokunmuş bir ele Aynı gülün dikenini, Nasıl anlatabilirsin ki? *** Susamış bir insana, Bir damla suya hasret kalana,...
EĞİTİM, ÖĞRETİM ve ÖĞRETMEN HANRİ BENAZUS 80 SAYFA Dünyanın her yerinde öğretmenler toplumun en özverili ve en saygıdeğer insanlarıdır. Yetişecek çocuklarımıza ve gençlerimize, görecekleri öğrenimin sınırı ne olursa olsun, ilk önce ve her şeyden önce Türkiye’nin bağımsızlığına, kendi benliğine, millî geleneklerine düşman olan bütün unsurlarla mücadele etmek gereği öğretilmelidir. Dünyada...
Geçenlerde elime Bedirhan Gökçe’nin “Yüz Yüze” aslı eserini aldım. Çok önceleri okumuş olduğum bu kitabı bir kez daha inceleyince bu satırlar düştü gönlüme ve sizlerle paylaşmak istedim. Lakin kitaba geçmeden önce Bedirhan Bey hakkında da kısa bir bilgilendirme yapayım müsaadenizle. Şahsi sitesi olan www.bedirhangokce.com ‘da yer alan bilgilere göre Gökçe...