Fani hayatta yaşıyormuşum umutsuzca Meğer bu dünya bir aldanıştan ibaretmiş Gerçek hayatı bekledim sabırsızca Meğer ölüm, gerçek hayata açılan bir perdeymiş *** Toprak çağırdı beni sessizce Meğer son nefes vaktiymiş Ömür fark etmeden bitmiş Meğer ölüm, yeni bir başlangıçmış
Anlamı yok, bugün de geçiyor geçen her gün gibi, Sürüklenir her şey, dem be dem zaman denen girdaba, Yok mudur bu azabın sonu, bu düşüşün bir dibi, Daha ne kadar tahammül hayat denen ızdıraba? *** Ölüm, ki bekler menzilde zamanın bu son serhaddi, Kayboldu yıllar harcandıkça dünya denen seraba, Seni...
Uyu uyu yat uyusunlarBen babamın o benim beşiğimi sallarMutlu mesut güneşlenirken geçmişteAlkışlar bizi eyyamcılar *** Vatan batmış, boşverEkonomi yerlerde, bana neSen romatizmadan haber verGelmese o geberisice kışlar *** Sosyal medya, boş sohbet, entel tartışmalarBiz hergün vatanı kurtarıyoruz meşgulüzYandaki kapıya gitsin açlarBaşka yerde ölsün çocuklar. *** Bu aptallık oldukça bizdeDaha çok...
Türk’ün yüreği gibi sev beni Kalbi umutla çarpan Dur durak bilmeden koşan Koştukça umut saçan, Türk’ün yüreği gibi sev beni *** Sesim bazen çatlar Çünkü içimde Söylenmemiş destanlar var. Bundandır çözülmeyen dil bağım. Türk’ün yüreği gibi sev beni *** O yeter bana Beni süsleme kelimelerle Bayrak as rüzgârıma sadece Dalgalansın...
Gel desem gelir misin be sevgili;Yokluğuna yazıyorum bak bu satırlarıBiraz gözlerim yaşlı, sesim ağlamaklıYokluğunda kalbim sızılıGel desem gelir misin be sevgili Her harfinde seni andımHer satırında sana ağladımBen hep sana yandımGel desem gelir misin be sevgili Geceyi sabah ettimKendimi talan ettimSeni ararken bu şehri tavaf ettimGel desem gelir misin be...
Meğerki yükmüş sendeki değerim, Zannıımca büyükmüş kalbinde yerim. Her beşeri darbeye Rahman, Rahim; Payidar değiliz, sonumuz vahim. *** Herkes tanışana kadar melekti, Aniden düşman gibi kılıç çekti. Dert, kendine ortağı bizi seçti; Payidar değiliz, sonumuz vahim. *** İnsan istiyor berrak gibi kader, Hayattır bu, bilmem Mevla’mız ne der? Kıymet bilemeyen...
Müsaadenle bugünlük gideceğim yarınlara, Geçen umudun doğurduğu ay bir günlüğüne misafir olmuştu evrene, Renkli şekerlerle bezemiş bir taş duvar isyan yüklü tarihe başkaldırmıştı, Zaman ahşap bir merdivende dikilmiş bir bakış direk gibi çakıldı gözlerime, Ahh sevgili nedensiz asılı kalsaydım yüreğinde, Bin kez umutlar intihar etti şıkırtılı teninde, Huzur sokağının omuz...
Takvimden yapraklar düşerken, yıllar nehir gibi akıyor. Bakıyorum hazan aynasına; cam buğulu ve dumanlı… O buğuda üç ayrı çehre beliriyor birden; Aynı camda üç ayrı zaman, üç ayrı insan hali. Biri hazan aynasında; Kıyıda dalgaları sayan bir çocuk kadar sabırsız… Zamanı bitmez bir oyun sanan, saf bir telaş içinde; Kaybetmenin...
Bir ay doğdu geceden, Meltem tadı doldu ay ışığına. Deniz parladı yıldızların altında, Gök ağladı… onun feryadına. Canlılar sağır kaldı, duymadı bu sesi, Oysa sarsıldı toprağın, taşın sinesi. Ağaçlar, dağlar, yer ve gök yüzü, Ağladı bu sevdaya, döküldü gözü. O sessiz çığlık ki; öyle manidar, Selam durdu önünde bütün...
Devrildi ulu çınarlar, kurudu o gür pınarlar, Ateşe verdim dünümü, kül oldu tüm hatıralar. Şimdi karşına çıkıp da af dilerse geçen yıllar, Diz çöküp tövbe etse de… Rüyanda görsen inanma! Sırtımdan vurduğun hançer, hâlâ durur yerinde, Bir cehennem taşıyorum, şu göğsümün dibinde. Mutluluk maskesi takıp, gülüyorsam resimde, O tebessüm bir...