227 Sayfa
Hayal Ağacım Zeytin’den sonra, kendi blogunda yayınlamış olduğu yazılarını topladığı bu kitabı, geçmişe duyulan özlemden olsa gerek, beni yıllar öncesine götürdü. Karmaşık duygular içerisinde okudum. Bige Hanım’ın yazım dili son derece sade olup, dupduru akıcılığı ile sizi öyle sarıyor ki ne zaman başlayıp ne zaman bitirdiğinizi anlamıyorsunuz. Yazardan okuduğum ikinci eser. Her iki kitabında da aynı keyifle okuduğum yazılarda hep kendimden bir şeyler buldum diyebilirim. Bige Güven Kızılay’ı herkesin okuması gerektiğini düşünüyorum. Kalemi çok güçlü, bilgi birikimi son derece yüksek. Kitaptan bahsedecek olursak dört bölüme ayırmış olduğunu görüyoruz.

Birinci bölüm Sen Bana Vaat misin, Umut musun Sevgili kısmından
Bayramlarda Gitmeyin’de, her fırsatta tatil olarak görülen, oysa aile büyükleriyle geçirilmesi gereken zamanı, tatil yaparak geçirenlere güzel mesajlar vererek, aileniz ve sevdiklerinize zaman ayırın diyerek çok hoş ifade etmiş.

İkinci bölümde yer alan Portreler’de, beni en çok etkileyen Türkan Saylan’ın hikayesi oldu diyebilirim. Sonunda bahsettiği Mehmet Zaman Saçlıoğlu’nun, Güneş Umutttan Şimdi Doğar”Türkan Saylan Kitabı”ndan elde edilen gelirin bir kısmının ÇYDD’ye bağışlanıyor olması ise gerçekten çok önemli bir bilgi ve bu hikayeyi çok özel kılıyor. Sadece bir kitap okumakla kalmayıp bir kız çocuğuna destek olacağınızı da bilmek ve o kitabı da hemen almak isteyeceksiniz. Tesla’ya ilişkin verdiği bilgilerde öyle merak uyandırıcıydı ki, bu kitaptan sonra Tesla hakkında daha fazla okumaya karar verdim. Bu arada içten içe Edison’a da kızmadığımı söyleyemem doğrusu. Dilek Türker’i anlatırken iğde ağacından bahsetmesi kitaba adını buradan esinlenerek verdiğini düşündürdü. Ayrıca Atatürk’ten ve Latife Hanım’dan bahsettiği bu kısımda iğde ağacına artık daha farklı bakacağımı söyleyebilirim.

Üçüncü bölüm olan Vatan Sensin Çocuk bölümünde beni en çok etkileyen kısım Kağnının Kamyonu Yendiği Yer anlatısı oldu. Ne şartlarda vatanımızın kurtarıldığını okurken duygulanmamak,gözlerinizin dolmaması içten değil.

Dördüncü bölüm Haklı Olan Güçlüdür’den Ağlamak Güzeldir’de “gözyaşının içinde bulunan manganez vücutta birikirse sinir sistemi üzerinde toksik etki yaratıyormuş. Stres hormonlarının bazıları vücuttan atılıyor. Ayrıca gözyaşında antibakteriyel bir madde varmış. Gözü temizleyen lizozim” gibi bilgilere de sahip oluyorsunuz. Okurken hem de bilgilenmek insana ayrı bir haz veriyor.
Yine aynı bölümden Suyun Öyküsü’nde ise, suyun cansız bir madde olmadığı, duyguları algılayan canlı kristallerden oluştuğundan bahsediliyor ki, insan dakikalarca bir suya dalıp düşünmeden edemiyor. Her zaman suyun şifa kaynağı olduğunu düşünmüş biri olarak suya bakışımda çok daha başka bir boyuta ulaştı diyebilirim.
Her Çekirdek Bir Tohumdur ise “Doğada hiçbir şey kendisi için yaşamaz. Nehirler kendi sularını içemezler. Ağaçlar kendi meyvelerini yiyemezler. Güneş kendisi için parlamaz. Ve çiçekler kendileri için kokmazlar. ‘ Birbiri için yaşamak’ doğanın kanunu budur.” Böyle bir alıntıyla başlıyor ki beni benden aldı doğrusu.
Burada limon çekirdeğine ya da diğer meyvelerin çekirdeklerine çöp muamelesi yaptığımızdan, oysa bunun bizim için ne kadar önemli olduğuna öyle güzel değinmiş ki bundan sonra limon çekirdeklerine çok daha kıymet vermeye ve onları mutlaka ekmeye karar verdim.

Genel olarak kitabın farkındalık yaratacak yazılardan ibaret olduğunu söyleyebilirim. Bende yarattığı etki bu olduğundan olabilir. Aslında hepimizin çok iyi bildiği fakat günümüz koşturmacası içinde unutulmuş olan öyle güzel konulara değinmiş ki tekrar bunları bize hatırlattığı için kendisine çok teşekkür ederim.

Alıntılar
*Büfedeki Tabaklar’dan bir alıntı ”Herkese yetişir,kendine geç kalırsın.
*Esnaf Candır’dan bir alıntı Che Guevera’nın bir sözü “İyilik yapmaya devam et. Karşındaki o iyiliğe layık olmasa bile, sen o iyiliğe layıksın.”
Her Fabrika Bir Kaledir’den Mehmet Uzun’un çok güzel bir sözü var:”Umut, imkansız bir sevda değil, imkansızı gerçeğe dönüştürecek bir yol haritasıdır”
Ebru IŞIK