Anlamı yok, bugün de geçiyor geçen her gün gibi, Sürüklenir her şey, dem be dem zaman denen girdaba, Yok mudur bu azabın sonu, bu düşüşün bir dibi, Daha ne kadar tahammül hayat denen ızdıraba? *** Ölüm, ki bekler menzilde zamanın bu son serhaddi, Kayboldu yıllar harcandıkça dünya denen seraba, Seni...
Uyu uyu yat uyusunlarBen babamın o benim beşiğimi sallarMutlu mesut güneşlenirken geçmişteAlkışlar bizi eyyamcılar *** Vatan batmış, boşverEkonomi yerlerde, bana neSen romatizmadan haber verGelmese o geberisice kışlar *** Sosyal medya, boş sohbet, entel tartışmalarBiz hergün vatanı kurtarıyoruz meşgulüzYandaki kapıya gitsin açlarBaşka yerde ölsün çocuklar. *** Bu aptallık oldukça bizdeDaha çok...
Türk’ün yüreği gibi sev beni Kalbi umutla çarpan Dur durak bilmeden koşan Koştukça umut saçan, Türk’ün yüreği gibi sev beni *** Sesim bazen çatlar Çünkü içimde Söylenmemiş destanlar var. Bundandır çözülmeyen dil bağım. Türk’ün yüreği gibi sev beni *** O yeter bana Beni süsleme kelimelerle Bayrak as rüzgârıma sadece Dalgalansın...
Ödüllü Yazar ve Şair Betül Fırat’ın 18 eseri okurlarıyla buluşmuştu. Şimdi de “Pinhani Öyküler” ile öykü kitabı, “Ruhun Ezgisi” ile de şiirleri ve şarkıları okur ile buluşuyor. Eser sayısını 20’ye çıkaran yazardan yeni eserlerin de geleceği müjdesi alındı. Senaryolara konu olacak nitelikte öyküleri ile okurlarını bekliyor. Şarkıları da tüm müzik...
Gel desem gelir misin be sevgili;Yokluğuna yazıyorum bak bu satırlarıBiraz gözlerim yaşlı, sesim ağlamaklıYokluğunda kalbim sızılıGel desem gelir misin be sevgili Her harfinde seni andımHer satırında sana ağladımBen hep sana yandımGel desem gelir misin be sevgili Geceyi sabah ettimKendimi talan ettimSeni ararken bu şehri tavaf ettimGel desem gelir misin be...
Geceye soruyorum seni, Yine cevapsız çınlıyor adın. Bir şarkı gibi dönüyor içimde, Ama artık dans etmiyor kalbim. Gözlerin hâlâ üzerimde, Ama ben başka bir rüyadayım. Kalbim mi kırıldı, yoksa özgür mü oldum, Anlamıyorum, ama parlıyorum hâlâ. Aşk dedin, ateşti belki, Ama ben küllerimle makyaj yaptım. Her darbeden sonra aynaya baktım,...
Meğerki yükmüş sendeki değerim, Zannıımca büyükmüş kalbinde yerim. Her beşeri darbeye Rahman, Rahim; Payidar değiliz, sonumuz vahim. *** Herkes tanışana kadar melekti, Aniden düşman gibi kılıç çekti. Dert, kendine ortağı bizi seçti; Payidar değiliz, sonumuz vahim. *** İnsan istiyor berrak gibi kader, Hayattır bu, bilmem Mevla’mız ne der? Kıymet bilemeyen...
Müsaadenle bugünlük gideceğim yarınlara, Geçen umudun doğurduğu ay bir günlüğüne misafir olmuştu evrene, Renkli şekerlerle bezemiş bir taş duvar isyan yüklü tarihe başkaldırmıştı, Zaman ahşap bir merdivende dikilmiş bir bakış direk gibi çakıldı gözlerime, Ahh sevgili nedensiz asılı kalsaydım yüreğinde, Bin kez umutlar intihar etti şıkırtılı teninde, Huzur sokağının omuz...
Takvimden yapraklar düşerken, yıllar nehir gibi akıyor. Bakıyorum hazan aynasına; cam buğulu ve dumanlı… O buğuda üç ayrı çehre beliriyor birden; Aynı camda üç ayrı zaman, üç ayrı insan hali. Biri hazan aynasında; Kıyıda dalgaları sayan bir çocuk kadar sabırsız… Zamanı bitmez bir oyun sanan, saf bir telaş içinde; Kaybetmenin...
Bir kere okuyup bilince kazıyayım Kuma yaz, buza yaz, suya yaz Kimse görmesin benden sonra Benle gitsin ebede yaz. Yedi iklim dört köşeyi dolaşayım Dağa yaz, göle yaz, çöle yaz Akşam çöksün göz gözü görmesin Yel süpürsün, karanlık geceye yaz. Hayatın kör noktası gibi hatırlayayım Kuytuya yaz, saklıya yaz, gizliye...
Gönül bağım bozuldu, hazan erdi bağıma, Kar yağdı güvendiğim o en yüce dağıma. Artık merhem kar etmez bu gönül ocağıma, Vakit doldu diyorum, sarma tabip yaramı. *** Gözlerimden süzülen yaş değil de nedir bak, İçimde yanan ateş, bu duman dumandır bak. Sana göre bir ömür, bana bir zamandır bak, Vakit...