Birgün anlarsan seni nasıl sevdiğimi Hazırladım sana hediyemi Sandık içinde Ayyıldız bayrağım kolyem Sabırla çektiğim tesbihim ile *** Bir gün sorarsan beni dostlarıma Bak göğün mavisine Sürgün yediğim sevdanın Hayali yansır gönlümden *** Bir gün gelmek istediğinde Sabah ezanlarında gel Ayet’el duasıyla Ellerin açıldığında semaya Yakınlaştırır beni melekler sana ***...
Dönüp sordum içime. Yol nereye gidiyor, yolcu nereye? Yeni seslendirdigim şiirim YouTube kanalimda. Umarım beğenirsiniz değerli arkadaşlar. Daha fazlası için YouTube kanalima abone olarak destek olabilir tüm siirlerime ulaşabilirsiniz. Keyifli dinlemeler diliyorum herkese
Bayram ki bayram olur ya akan kanlar durursa İşte o zaman derim bayramlar bayram olur Bayram ki bayram olur ya sen ben ki sonu bulursa İşte o zaman derim bayramlar bayram olur. Bayram ki sıla-i rahim yoluna çıkabilmek Bayram ki yoksul mazlumun halini sora bilmek Bayram ki ağlayanın yüzünü güldüre...
Bugün bayram – hayırlı gün KUTLU OLSUN MİLLETİME CUMHURİYET’İN IŞIKLARI Huzur versin – Türkiyem e KİMİ DAĞ DA – KİMİ BAĞ DA Sabah kuşları -ÖTER DAL DA Güzel sözler – GÜZEL DİL DE HUZUR VERSİN GÖNÜLLERE VATAN AŞKI – GÖNÜLLERDE ALLAH’IMIN İSMİ DİLLERDE Gönlüm bu gün – derinlerde SELAMOLSUN –...
Bilgince acılanmaları olur, pişirir benliği Delirim sevmelerin. Allık sürülmüş sanki sarkaçlarına saatin. Vaktin en güzelleri senle olur da eritir kalbi. Bir kuytuda bırakırım sonra Yosun tutmuş zembereği. Bin baharı bir bahara sığdıran sevi virtüözü Şerbet akıtan oluklarına kelimelerin. Bulutlarımın meleği, Ra’d gibi şimşek çaktırası sözün özü, Senin bende yer edişin....
Çocukluğumun bayramları Hayata güzel bakan Kocaman yüreklerimiz Vardı biz çocuktuk Gülüşlerimiz cennetin İçinden çıkan melekler Çimenlerde içinde hayat Bize hoştu Bayramın içinde Bayramliklari sabahtan Giyinen bir gece öncesinde Uykumuzu Bayramliklarla süsleyen Ağustos böceklerinin Cırcırlarinda Ateş böceklerinin ışığında Yolumuzu bulan Komşunun çocuklarıyla Bayram sabahının Hayallerini kuran Annemin ellerinden Öperken kahkahalarımızla Bayram...
Hep hayran olduğum, kırışık yüzlüm, İçi yalnız bana gülen, üzüm gözlüm. Sen, bir bakışına denk geleyim diye öldüğüm, Sen direnmeden teslim olduğum… “ Gitme! ” diye yakardığım, Saklımdaki devrik cümlem, Sana nasıl yalvarmalı, Bilmem… Sen, En sevdiğim düşmanım. İnan ki çok pişmanım… Sen, Ölmeden terk edenim. Sen, Ağlayarak gidenim. Kaybettiğim...
— Yayla rüzgârında iğde kokumsun, Desem sana bilmem doğru olur mu? Ben dalgada deniz, sen bende kumsun, Martılar uçursam seni bulur mu? *** İlmihâl mızrağı batar döşüme, Serçe eti damağımda panzehir. En yüce alkışı salma düşüme, Sen bende Zühre ol, ben sende Tâhir. *** Başıma atılan taşıdır körün, Ne diyeyim...
İstanbul ağlıyor Sen yoksun diye Göz yaşları sel oldu İstanbul’un Seni soruyor bana Yok gitti dedim Boynuma sarıldı Dünyanın başkenti Koca İstanbul Hıçkırıklarla ağlıyor Yerlere atıyor kendini Aynı çocuklar gibi Bana kızıyor Senin gittiğini Söylemedim diye Sokaklar, caddeler, cafeler Hep seni soruyor Hepsi ağlıyor Senin için Beni istemiyorlar Sadece seni...
Sağır bir duvar Sığınmışım kör köşesine. Lal bir ışık… Çömelmiş kar, Karmaşık bir nefesin penceresine. Odanın tam ortasında topal bir vazo; Kim koymuş belirsiz, Soğuk almış mozayiğin üstüne… Vazoda çolak bir kelebeğin topladığı papatyalar… Kanadını gülde bırakmış kekeme bir bülbül Gelip konuyor fal bakma niyetine. Dışarıda aksak filbahri nağmeleri… İçinde...