Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Parçalı Bulutlu
10°C
İstanbul
10°C
Parçalı Bulutlu
Perşembe Az Bulutlu
7°C
Cuma Çok Bulutlu
6°C
Cumartesi Hafif Yağmurlu
8°C
Pazar Az Bulutlu
9°C

Etiket: Kişisel yazılar

Bir çocuğun dünyaya ilk bakışı, sandığımızdan daha derindir. Gözleri henüz harfleri tanımasa da anlam arar; seslerin, yüzlerin, gölgelerin ardındaki gizemi çözmeye çalışır. Çocuk dediğimiz varlık, aslında soruyla doğar. “Bu ne?”, “Neden?”, “Nasıl?” diye başlayan cümleleri, onun zihinsel serüveninin ayak sesleridir. Fakat bu seslerin yankı bulabilmesi için bir zemine ihtiyaç vardır...
23 Şubat 2026 11:53
Zaman, avuçlarımızın arasından usulca akıp giderken geride silinmesi mümkün olmayan izler bırakır. Ne kadar sıkı tutmaya çalışsak da parmaklarımızın arasından süzülen bu akış, bize hem kaybı hem de sürekliliği aynı anda hatırlatır. Bu izlerin en görünür en hissedilir olanı, tabiatın, o muazzam gardırobunu her üç ayda bir değiştirmesidir. Mevsimler, sadece...
5 Şubat 2026 11:09
Zamanın avuçlarımızın arasından bir kum tanesi gibi süzülüp gidişini en çok o malum günde hissederiz. Takvime atılan o kırmızı çentik, sadece bir kutlamanın değil, aynı zamanda geçip gidenin dökümünü yapmanın da işaretidir. Doğum günü, insanın kendi varoluşuna şaşırdığı, aynadaki yüzüyle ilk kez karşılaşıyormuşçasına yabancılaştığı o tuhaf durak… Kim olduğumuzla kim...
1 Şubat 2026 15:10
Bir zamanlar edebiyat dünyasının kalbi, matbaadan henüz çıkmış, mürekkep kokusu üzerinde tüten dergi sayfalarında atardı. Bir derginin yeni sayısını beklemek, uzak bir dosttan gelecek mektubu beklemek gibi heyecan verici ve bir o kadar da kıymetliydi. Bugün ise o raflar, üzerlerine çöken tozlu bir sessizlikle baş başa. Türkiye’de basılı dergicilik, dijitalleşen...
28 Ocak 2026 23:13
​Ayşe Can İnsan, doğduğu toprağa benzer derler. Bizim hikâyemiz de bir bozkır rüzgârıyla başlar, sarp dağların sessizliğiyle demlenir ve nihayetinde al bayrağın gölgesinde huzur bulur. Türk olmak, sadece bir kimlik meselesi değil, kuşaktan kuşağa devredilen bir emanetin, ağır ama bir o kadar da onurlu yükünü omuzlamaktır. ​Vatan sevgisi bizim için...
22 Ocak 2026 23:29
Eski kütüphanelerin o kendine has, tozla karışmış kâğıt kokusunda insanı sarsan bir şeyler vardır. Bu koku, sadece bir malzemenin bozulmaya yüz tutuşunu değil, yaşanmışlıkların sessiz fısıltısını taşır. Latinlerin o meşhur cümlesini hatırlayalım: “Habent sua fata libelli.” Türkçesi şudur; “Kitapların da kendi kaderleri vardır.” Bu cümle, ilk bakışta sadece bir nesnenin...
19 Ocak 2026 11:52
Dünya, henüz ilk insan ilk heceyi telaffuz etmeden önce de oradaydı. Rüzgâr esiyor, sular çağlıyor, toprak kendi devinimini sürdürüyordu. Ancak her şey, ona bir isim verdiğimiz an değişti. Varlığı bir kalıba döktüğümüz, ona sesle bir sınır çizdiğimiz o ilk andan beri, kelimelerle örülü bir evrende yaşıyoruz. Kelimeler sadece iletişim kurmaya...
15 Ocak 2026 09:19
Ayşe Can Çocukluğun o bitmek bilmeyen ikindi vakitlerini hatırlıyor musun? Güneşin rengi bal sarısına dönerdi de annelerimizin sesi uzaklardan bir melodi gibi gelirdi kulağımıza. İşte o zamanlarda, mahalle parkının en köşesinde, zincirleri paslanmış bir salıncak dururdu. Kimse ona binmezdi. Hep bir başına beklerdi. Geçen gün eski mahallemin yanından geçerken o...
11 Ocak 2026 14:23
Geçen gün eski bir fotoğraf albümünün sayfaları arasında kayboldum. Hani şu köşeleri sararmış, parmak izi dolu olanlardan. Bir fotoğrafta durdum, beş yaşındaki halimle göz göze geldim. Elinde erimiş bir dondurma, dizleri yara bere içinde, ama gözlerinde öyle bir ışık var ki… Sanki dünya sadece o andan ve o dondurmanın tadından...
10 Ocak 2026 22:59
Ayşe Can İnsan ruhu, bazen kendi inşa etmediği sarayların bodrum katlarında, tozlu hatıraların arasında hapsolur. Birinin bakışında, bir cümlenin ağırlığında ya da cevapsız kalan bir çağrının boşluğunda “değersizlik” denilen o soğuk sızıyla tanışırız. Bu sızı, ilk başta keskin bir sitem gibi gelse de zamanla ağır bir yas havasına bürünür. Ancak...
4 Ocak 2026 12:18
​Anadolu’nun kalbinde, geniş bir ovanın üzerine ağırbaşlı bir mühür gibi basılmış olan Merzifon, sadece bir coğrafi nokta değil, zamanın durup soluklandığı bir kavşaktır. Akdağ ve Tavşan Dağları’nın himayesinde uzanan bu kadim şehir, kuzeyden güneye, doğudan batıya giden yolların kesiştiği o stratejik noktada, yüzyıllardır bir nöbetçi gibi beklemektedir. Merzifon’u tanımak, taşın...
3 Ocak 2026 12:56