Bir zamanlar anılar, sandıkların diplerine saklanırdı. Sararmış fotoğraf albümlerinin sayfalarında sessizce bekler, sadece dost sohbetlerinde dillendirilirdi. Komşu kapısı çalınmadan yapılan sürpriz ziyaretler, el yazısıyla yazılmış mektuplar, telefonda söylenen “ararım seni” sözü… Hepsi kendine has bir samimiyet taşırdı. Mahremiyet, insanın en derin sırlarını sakladığı bir hazine sandığıydı. O sandığın kapağını ise...
Salt nefes alabilmenin öneminin yanı sıra, bir de ‘yaşadığını hissettiğin’ için derin bir nefes alabilmek her şeye bedel olmalı. Herkese göre değişmekle birlikte ve yaşamaktan ne anladığımıza bağlı olarak farklılık gösterse de sevebildiğimiz, gezebildiğimiz, gülebildiğimiz kadar hayatın içinde varız. Bununla birlikte, bu hayatı tam anlamıyla yaşamış olduğunu söyleyen biri varsa...
Toplumsal gelişme, değişme ve işbirliği sağlam olursa başarı gelir. Başarı tamamen bir takım işidir; yapılacak işte plan, proje ve risk analistleri son derece önemlidir. Konuyu çok güzel anlatan bir yazıya denk geldim. Görelim bakalım başarı nasıl olurmuş… * İki ülke aralarında bir kürek yarışması yapalım derler ve anlaşırlar… Takımların kişi...
“Yoruldum” adlı bu anlatı, bireysel bir çöküşün sessiz ve derin izlerini taşırken, aynı zamanda modern insanın ruhsal parçalanmışlığını anlatan bir iç monolog özelliği taşır. Postmodern edebiyatın en temel öğelerinden biri olan kimlik bulanıklığı, anlam arayışı ve yabancılaşma bu anlatının her satırında yankı bulur. Özellikle Jean-Paul Sartre ve Albert Camus’nün varoluşçu...
Malatya’da çalıştığım kamu kuruluşunda Ocak ayında izin almış, İstanbul’a ailemin yanınagidip gitmeme konusunda tereddüt içindeydim. Bir yandan 500 dolara taksitle aldığımgitarım, elektrik kurumunda sevdiğim bir ağabeyimin beynimde çınlayan sorusu vardı:“Pazartesi gelirsen stüdyoda denemeler yapalım.”Malatya’da bir radyo açılıyor ve bu radyoda program yapmam konusunda gelmişti soru. Buyüzden İstanbul’a ailemin yanına gitmeyerek,...
Müphem Zincirler Çıktı ‼️ Yaşamımızda çok hissetmiyor olsak da göremediğimiz zincirlerle kaplıyız ve bazen hayallerimize ulaşmamızda bizi durdurmakta bu “Müphem Zincirler”. Belki de bu bilinmeyen zincirler yüzünden yerimizde sayıyor olduğumuzu düşünüyoruz. Bir şeyleri beklemek için hayatımızın çok kısa olduğunu biliyoruz. Diğer yandan da bu bilinmeyen zincirleri de göremiyoruz nedense. Düşlerimiz...
“Gurbetten Dönenin İçindeki Sıla” Gurbete çıkmak kolaydır çoğu zaman. Bir bavul hazırlanır, yanına birkaç şey alınır, bir de hoşça kal cümlesi bırakılır ardında kalanlara. Bir de geri dönüleceğine dair söylenen yalanlar… Asıl zor olan, dönmektir. Çünkü insan döndüğünde, bıraktığı yerin aynı kalmadığını fark eder. Daha da acısı, kendisinin de bıraktığı...
Halide Halid Araştırmacı-yazar “Kurşun sevdalıları…” neden bu yazıma böyle başlık taktım? Neden bu konu dikkatimi çekti? Neden kurşun benim yazımın kötü kahramanı oldu? Neden? Nedeni günahsız insanları, çocukları, yaşlıları kendine hedef seçenlerin kurşuna olan aşkları. Nasıl ki insan yemek yemeden, su içmeden fazla yaşayamaz, kanı, savaşı kendine hobi...
Tasarımlarım, hayallerden, emekten ve içimde büyüyen bir hikâyenin yolculuğuyla şekilleniyor. Kumaşlara, renklere ve çizgilere olan tutkum; beni bu alanda yürümeye, her adımda biraz daha derinleşmeye teşvik etti. Bu yolculuk, sadece bir meslek değil; benim için bir tutku. Renkler… Bazen gökkuşağının sıcak tonlarında birbirine karışırlar. Ama her biri, aslında bir duyguyu...
İnsanın en mutlu olduğu aile zamanı hangi dönemdir? En mutlu aile zamanı, evden kimsenin ayrılmadan Hesaplar bölünmeden, paranın ortak olduğu, Alışverişlerin ortak yapılıp aynı sofrada birlikte olunan zamanlardır… Ve bazı anların tarifi yoktur; tüm ailenin bir yemek masasında buluşup Neşe içinde yemek yemeleri gibi yaşanmadan anlatılamaz. Askerden dönen bir çocuğun yaşattığı...
Hey gidi günler, hey… İlkokul günlerimiz… Pazartesi günleri temiz mendillerimizin üstüne parmaklarımızı koyar, öğretmenimiz kontrol ederdi. Pazar akşamları yıkanma günlerimizdi. Annem her pazar akşamı beni yıkar, tırnaklarımı keserdi. Alışkanlık devam eder şimdi bile, Her Pazar günü mutlaka ama mutlaka tırnaklarımı keserim. Bu hiç aşmaz ve atlanmaz, Ölüm günüme kadar da...