“Balta ormana girdi diye, ağaç olduğuna pişmanlık duyanlardan değiliz biz.” Hasan Ali Yücel Anadolu bozkırından, Çorum’un bir köyünden Hasanoğlan’a öğrenci olarak gelmiş Ali Çuhadar. Köyünden okuluna yeni gelmiş....
Değerli dostlar, Edebiyat, insana kendi içini gösteren bir aynadır. Şairin mısralarında dile gelen duygu, hikâyecinin nüktelerinde saklı olan hayat, romancının satırlarında can bulan derinlik… Hepsi edebiyatın bize sunduğu zenginliktir. Fakat bu kelimeler bir gün sahneye çıktığında, tiyatro ile buluştuğunda, bambaşka bir hâl alır. Tiyatro, edebiyatın yaşayan nefesidir. Kitaplarda sessizce duran...
Türkiye’de yazar olmak, kalemi bir ekmek bıçağı gibi eline almak demektir; kimi zaman açlığını bastırır, kimi zaman karanlığı yarar, kimi zaman da yaraya pansuman olur. Bizim topraklarımızda yazarlık, yalnızca kitap sayfalarına dizilmiş sözcükler değildir; koca bir toplumun çığlığıdır, sessizliğinin yankısıdır, umutlarının hayale bürünmüş halidir. Her çağın yazarı, aslında kendi devrinin...
Bazı sabahlar, dünya sessizliğe uyanır. Kuşlar ötmez, rüzgâr esmez, insanlar konuşmaz. Her şey yerli yerindedir ama bir şey eksiktir: sesin kendisi. O an anlarsın ki sessizlik, sadece bir eksiklik değil; bir varlıktır. Kendi dili, kendi ritmi, kendi rengi vardır. Ben sessizliği gri sanırdım. Ne siyah kadar keskin, ne beyaz kadar...
1-ZİHİN OKUMA : Eşlerden biri eşinin bir sonraki davranışında ne olacağını kendine göre tanımlar kendine göre zihninde kurar ve ona göre eşini yargılar ve ne düşündüğünü kendi zihin yorumlarıyla dile getirir. 2-KÜÇÜK DÜŞÜRÜCÜ KELİMELER KULLANMAK: Eşinin hassas olduğu konuyu ve arkadaşlarının , aile üyelerinin ,ve sosyal çevrede dile getirip eşini...
Takvimlerin 18oo’lü yıllarını gösterdiği zamanlar… Okullarda not sistemi yok! Usta çırak ilişkisine dayanan bir eğitim sistemi mevcut… Eğitimciler tek tek öğrenci yetiştiriyorlar ve mümkün olduğu kadar fazla sayıda öğrenci ile çalışarak daha çok para kazanmanın peşindeler çünkü öğrenci sayısının düşmesi, az para kazanmak anlamına geliyor. Ne kadar çok öğrencin varsa o...
Gün ışığının solgun renkleri karşı yamaçlara yaslandığında, kapı önünde oturur, uzakları seyrederdim. Gün tutunmaya çalışır gibi ağaç dallarına düşer, ağır ağır kaybolur, yok olurdu. Her yer toprak rengine bürünüp, güneş bir başka diyarlara göç ederken, gökyüzünde ay dede görünür, sanki bana gülümser, göz kırpardı. Uzaktan gelen çocuk seslerini duyardım....
İstanbul’un eski mahallelerinden birinde sonbahar yaprakları rüzgarla savruluyordu. Dar sokaklar sessiz, taş kaldırımlar soluktu; evlerin boyası zamanla kabarmış, pencereler eski camlarla örtülmüştü. Mahalledeki çocuklar artık sokaklarda oynamıyor, evlerin önünde bekleyen yaşlılar ise birer gölge gibi oturuyor, zamanın yavaşlığını izliyordu. Efe, elleri cebinde, başını öne eğerek yürüyordu. Mahallenin taş kaldırımları, onun...
Beslenmesi zorunlu olan üç dengesi vardır insanın; Beden, Ruh, Zihin Bedenin ihtiyacını mide doyurur, beslenmesi gerekir. Bedenler var olmanın somut hali anlamına gelir. Ruhun ilacı sanattır. Sanatsız her şey yarım kalır. Ruh, hisseden tarafımızın soyut hali demektir. Zihnin ilacı bilgidir. Bilgisizlik boşluk anlamına gelir. Duyguların düşünceye dönüşmesine zihin diyebiliriz. Bunlar tamam olmadan gerçekliği kavramak imkânsızdır. * Bedenin, ruhun,...
Burak Gündoğdu’nun Sonsuzluk İçinde Küçük Bir Ben adlı eseri, farklı söylemleri bir araya getirmek konusunda başarılı bir eser olarak değerlendirilebilir. Eserin içinde dizelerle kurulan veya düzyazı formatında ilerleyen parçalar mevcut. Bununla birlikte yazarın anlatısına başlamadan ufak bir fragman göstermesi de hoş bir dokunuş. Buna rağmen, kitabın “roman” adı altında yayımlanması...
Betül FIRAT: Öncelikle hoş geldiniz diyor ve söyleşimizin başlangıcında bir iki cümleyle sizi tanımak istiyoruz. Kimdir Cuma Bozkurt? Cuma BOZKURT: 1991 yılında Gaziantep’te doğdum. Küçük yaşlardan itibaren edebiyata, söze ve yazıya ilgim vardı. Üniversite eğitimimi tamamladıktan sonra yazarlığa yöneldim. Bugün 50’den fazla yayımlanmış kitabım bulunuyor ve daha çok deneme, şiir...