Ayşe Can “Gökyüzüne Uzanan Bir Ses: “Göğe Tırmanan Çocuk” “Bazen bir şeyden henüz onu anlamadığın için korkarsın.” Ali Standish’in kaleme aldığı, Alette Straathof’un naif çizgileriyle hayat bulan “Göğe Tırmanan Çocuk” (Climbers), modern çocuk edebiyatının sınırlardan ve ötekileştirmeden azade, evrensel bir dille konuşabileceğinin lirik bir kanıtı. Bu eser, sadece bir macera...
Ayşe Can Bazen bir kapı aralanır da içeriden yalnızca loş bir ışık sızar, parlak değildir, göz kamaştırmaz, hatta ilk bakışta fark edilmez bile. Ama insan, o ışığın içinde kendine ait bir şeyler olduğunu hisseder. İçine doğru bir adım atar, kabuğunu usulca bırakır, yükünü hafifletir. Benim için “iyi ki varsın” demek,...
Günün en kırılgan saati akşamüstüdür. Gövdesi hep aynı kalırken rengi, kokusu, dokusu sürekli değişen bir zaman aralığı… İnsan o saatlerde kendini olduğu gibi bulur ya da olduğuna inandığı kişiye biraz daha yaklaşır. Benim için akşamüstü, bir açıklığın kıyısında durup nefesimi duymaya çalıştığım bir eşik gibidir. Sokakların gölgeleri uzamaya, kuşlar günün...
Aşk ve yalnızlık, insanoğlunun en eski ikilemi, kalbin bir yanı güneşi çağırırken öteki yarısının gölgeye yaslanma ısrarıdır. Belki de bu yüzden aşkın en parlak anlarında bile içimizde titreyen küçük bir yapayalnızlık çanı çalar. Bir sevgilinin dokunuşu, bir bakışta eriyen mesafeler ya da aynı yastığa bırakılan iki soluk bile insanı bütünüyle...
Zamanın, Hatırlamanın ve Kırılgan İnsanlığın Peşinde Bir Kitap: “Bahçıvan ve Ölüm” Georgi Gospodinov’un Bahçıvan ve Ölüm kitabı, okurunu daha ilk sayfalarında kendi hafızasının kuytularına çeken, zamanla ilişkimize dair yer yer hüzünlü, yer yer ironik ama her zaman ince bir duyarlılıkla işlenmiş hikâyelerden oluşan bir evren kurar. Gospodinov’un yazın dünyasında...
Aralık, yılın en sessiz eşiğidir. Günler kısalırken zamanın adımları da ağırlaşır. Sanki takvim, bir anlığına derin bir nefes alır. Rüzgâr sokaklara ince bir serinlik bırakır, ağaçlar çıplak dallarıyla göğe usulca dokunur. Bu ay, doğanın kelimeleri fısıltılarla söylediği bir şiire benzer. Aralık hem bir bitişi hem de yaklaşan başlangıcın ayak seslerini...
Yazın telaşını üzerinden yeni atmış bir mahallenin içinden, ağır ağır yürüyen bir mevsimdir sonbahar. Ne tam gider ne tam kalır, insanın içindeki geçişleri de aynı kararsızlıkla dürter. Böyle zamanlarda, sokaklarda dolaşan bir çocuğun ayak izleri daha bir duyulur olur. Sanki mevsimin sarısını, turuncusunu, dalgalı rüzgârını kendi nefesiyle taşıyormuş gibi… Sonbahar,...
Gökyüzünün bir hafızası olduğuna inanmak, belki de insanın kendi unutkanlığına bir teselli arayışıdır. O sonsuz maviliğin, ufacık bir bulutun gölgesini bile tutabildiği hâlde, insan kalbinin en berrak anılarını taşıyamayışına içerlemesinden doğar bu inanç. Ben de yıllardır göğe bakarken bu tuhaf yanılsamanın kıyısında dolaşıyorum. O büyük ve değişmeyen kubbe, gerçekten de...
İnsanı anlamaya çalışmak, zamanın akışını avuçlarında tutmaya uğraşmak gibidir; tutmaya yeltendikçe kaçar, kavradığını sandıkça şekil değiştirir. İnsan, doğduğu andan itibaren bir bilinmezlik çemberinin içine bırakılır ve bu çember, yaşam boyunca genişlemek yerine derinleşir. Dışarıdan tanıdığımızı sandığımız kişi, içeride bambaşka bir hikâye taşır; kendi kendimize bile itiraf edemediğimiz yönlerle dolu bir...
“Okumanın Yazıya Dönüşen Sessiz Mimarisi” İlk kez bir kitabın kapağını araladığım günü düşündüğümde, hafızamda hâlâ o tozlu, loş ışıklı kitapçı belirir. Rafların arasında dolaşırken elim, kimsenin fark etmediği bir köşede sessizce bekleyen ince bir kitaba uzanmıştı. Sararmış sayfaları hafifçe hışırdamış, sayfaların arasından, adını bilmediğim bir dünyanın rüzgârı yüzüme çarpmıştı....
“Benim Adım Cesur” – Ayşe Can Benim Adım Cesur, çocukların duygusal gelişimini destekleyen, empati kurmalarını sağlayan ve korkularıyla yüzleşmelerine yardımcı olacak derin bir hikaye anlatmaktadır. Özellikle ana karakter Cesur’un korkularıyla yüzleşme süreci, çocuk okurlar için hem öğretici hem de duygusal açıdan bağ kurabilecekleri bir anlatı sunuyor. Cesur’un kaygıları, çocukların iç...