Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Az Bulutlu
14°C
İstanbul
14°C
Az Bulutlu
Pazartesi Az Bulutlu
16°C
Salı Az Bulutlu
19°C
Çarşamba Az Bulutlu
16°C
Perşembe Çok Bulutlu
15°C

Etiket: Ayşe Can

Bir zamanlar edebiyat dünyasının kalbi, matbaadan henüz çıkmış, mürekkep kokusu üzerinde tüten dergi sayfalarında atardı. Bir derginin yeni sayısını beklemek, uzak bir dosttan gelecek mektubu beklemek gibi heyecan verici ve bir o kadar da kıymetliydi. Bugün ise o raflar, üzerlerine çöken tozlu bir sessizlikle baş başa. Türkiye’de basılı dergicilik, dijitalleşen...
28 Ocak 2026 23:13
​Ayşe Can İnsan, doğduğu toprağa benzer derler. Bizim hikâyemiz de bir bozkır rüzgârıyla başlar, sarp dağların sessizliğiyle demlenir ve nihayetinde al bayrağın gölgesinde huzur bulur. Türk olmak, sadece bir kimlik meselesi değil, kuşaktan kuşağa devredilen bir emanetin, ağır ama bir o kadar da onurlu yükünü omuzlamaktır. ​Vatan sevgisi bizim için...
22 Ocak 2026 23:29
Eski kütüphanelerin o kendine has, tozla karışmış kâğıt kokusunda insanı sarsan bir şeyler vardır. Bu koku, sadece bir malzemenin bozulmaya yüz tutuşunu değil, yaşanmışlıkların sessiz fısıltısını taşır. Latinlerin o meşhur cümlesini hatırlayalım: “Habent sua fata libelli.” Türkçesi şudur; “Kitapların da kendi kaderleri vardır.” Bu cümle, ilk bakışta sadece bir nesnenin...
19 Ocak 2026 11:52
Dünya, henüz ilk insan ilk heceyi telaffuz etmeden önce de oradaydı. Rüzgâr esiyor, sular çağlıyor, toprak kendi devinimini sürdürüyordu. Ancak her şey, ona bir isim verdiğimiz an değişti. Varlığı bir kalıba döktüğümüz, ona sesle bir sınır çizdiğimiz o ilk andan beri, kelimelerle örülü bir evrende yaşıyoruz. Kelimeler sadece iletişim kurmaya...
15 Ocak 2026 09:19
Körburun’un kapağını kapattığımda içimde tuhaf bir tortu kaldı. Hani bazı kitaplar vardır, bittiğinde sanki o evrenin kapısı yüzünüze sertçe kapanmış gibi hissedersiniz; Körburun öyle değil. Daha çok, sisli bir havada kıyıdan uzaklaşan bir vapurun güvertesindeymişim gibi hissettirdi. Ada yavaş yavaş gözden kayboluyor ama rüzgârı hala yüzümüze temas etmeye devam eder....
14 Ocak 2026 13:51
Ayşe Can Çocukluğun o bitmek bilmeyen ikindi vakitlerini hatırlıyor musun? Güneşin rengi bal sarısına dönerdi de annelerimizin sesi uzaklardan bir melodi gibi gelirdi kulağımıza. İşte o zamanlarda, mahalle parkının en köşesinde, zincirleri paslanmış bir salıncak dururdu. Kimse ona binmezdi. Hep bir başına beklerdi. Geçen gün eski mahallemin yanından geçerken o...
11 Ocak 2026 14:23
Geçen gün eski bir fotoğraf albümünün sayfaları arasında kayboldum. Hani şu köşeleri sararmış, parmak izi dolu olanlardan. Bir fotoğrafta durdum, beş yaşındaki halimle göz göze geldim. Elinde erimiş bir dondurma, dizleri yara bere içinde, ama gözlerinde öyle bir ışık var ki… Sanki dünya sadece o andan ve o dondurmanın tadından...
10 Ocak 2026 22:59
Londra’nın taş sokaklarında Big Ben’in tok sesi yankılanırken, zaman sadece saniyeleri değil, birbirinden tamamen habersiz iki ruhun ritmini de ölçer. Virginia Woolf, Mrs. Dalloway ile bize edebiyat tarihinin en tuhaf, en mesafeli ama en mahrem ortaklıklarından birini miras bırakmıştır. Clarissa Dalloway ve Septimus Warren Smith; biri çiçeklerini bizzat seçmeye giden...
5 Ocak 2026 16:02
Ayşe Can İnsan ruhu, bazen kendi inşa etmediği sarayların bodrum katlarında, tozlu hatıraların arasında hapsolur. Birinin bakışında, bir cümlenin ağırlığında ya da cevapsız kalan bir çağrının boşluğunda “değersizlik” denilen o soğuk sızıyla tanışırız. Bu sızı, ilk başta keskin bir sitem gibi gelse de zamanla ağır bir yas havasına bürünür. Ancak...
4 Ocak 2026 12:18
​Anadolu’nun kalbinde, geniş bir ovanın üzerine ağırbaşlı bir mühür gibi basılmış olan Merzifon, sadece bir coğrafi nokta değil, zamanın durup soluklandığı bir kavşaktır. Akdağ ve Tavşan Dağları’nın himayesinde uzanan bu kadim şehir, kuzeyden güneye, doğudan batıya giden yolların kesiştiği o stratejik noktada, yüzyıllardır bir nöbetçi gibi beklemektedir. Merzifon’u tanımak, taşın...
3 Ocak 2026 12:56
Zaman, avuçlarımızın arasından süzülüp giden ince bir kum saati değil aslında. Her bir tanesi ruhumuzun kıvrımlarına çarparak iz bırakan, aktıkça ağırlaşan ve bizi dönüştüren bir nehir. Bir yılın daha son demlerine yaklaştığımızda, takvim yapraklarının o hafif hışırtısı bize sadece günlerin geçtiğini değil, zamanın “eskidiğini” de fısıldıyor. Oysa eskiyen sadece rakamlar;...
30 Aralık 2025 12:37