
Lir İda
I
Çınar yaprağı tozlarının altın diye
Sedefli takı sandıklarında
Saklandığı zamanlardı
En değerli takısı kadınların
Özünden koku yapıp sıkındıkları
Çınar ağacı yapraklarıydı
Görünüş değildi onları değerli yapan
Üzerindeki yaşam izleriydi
Alaca belece bir yaprağın
Zorlu bir kış geçirdiği söylenirdi
Ve böylece kışı çetin geçen kadınlar
Yaprakla özdeşleşirdi
Bir takıdan öte ruhları olurdu yapraklar
Kökleriyle toprağın derinliklerinden
En bilge hikayeleri dinleyen
Ağacın yapraklarını takarak
En değerli yerlerine
Bilgeleşeceklerine inanırdı kadınlar
Ve onlara gerekmezdi sırtlarını dayayacak
Ulu bir çınar ağacı gövdesi
Çünkü o hikayeleri fısıldayan da
Kulaklara, yine kendileriydi
II
Çınar ağacı gölgesine hayır demezlerdi tabi
Oturup ta köy meydanındaki
Asırlık çınarın gölgesine
Kaderlerini diziyor gibi ipe
Sıra sıra acı biberleri dizerlerdi
İğne geçtikçe içinden acı biberlerin
Tam ortasından kaderlerinde
Delik açıyor gibi hissederlerdi
Çınar yaprağı desenleriyle süslü
Ve çiçeklerle
Basmadan şalvarlarıyla
Dilsiz bir coşkuyla
Paylaşırlardı kalplerindeki hüznü
Zamanın ödülüydü
Yüzlerindeki kırışıklar
III
Zaman gelir eskirdi şalvarlar
Kaptıkları gibi kümesten bir tavuğu
Tutarlardı yolunu kent pazarının
Bir bunun için giderlerdi
Çınar yaprağı desenli yazmalarını
Başlarına takıp
Tavuk verir basma alırlardı
İki de simit çocuklara
Simit yerine pasta alsalar mesela
Böylesine mutlu olamazdı çocuklar
O denli itibar görürdü lezzeti
Bayatlamış simitin
Yaşattığı küçük hazlardan da vazgeçilmezdi
Kağıda sarılmış simit olmazdı paylaşılamayan
Kağıda dökülen susamlar olurdu
Ve en şişman çocukların parmağı
Hep en çok susamı toplardı
Yine de çınar ağacına salıncak kurulduğunda
Ağaç hep adil davranırdı
Büyük küçük şişman zayıf demeden
Tüm çocukları taşırdı
Sanki geleceklerine
IV
Ah ne yüce bir uğultuydu
Rüzgarın yapraklarla dansından
Akan ezgiler
Virtüözü rüzgardı tabi ki
Ne masallar anlatır ve uyuturdu
En küçükleri gölgesinde ağaç
Büyüklere ise yemek olurdu
Evcilik oyununda
Dökülen yapraklar
V
Ne aşklar birikirdi
Çınar ağaçlarının yamacındaki
Çeşmenin şırıltısında
Rüzgarda eşlik ederdi inceden inceden
Aşka sızardı böylelikle notalar
Müziğin ve kokuların nüanslarında
Var olurdu aşıklar
Aşkı itiraf etmenin yoluydu
Çınar ağacından bir yaprak vermek
Sevgiliye
En değerli yerine takı olsun diye
Yani kalbine
Bir bağ bir mühürdü yaprak
VI
Düğünler olurdu çınar ağaçlarıyla çevrili
Geniş alanda
Herkes en anlamlı yapraklarını takınıp gelirdi
Gelinin eline kına yakılırken para değil
Çınar ağacı filizi iliştirilirdi
Ve büyürdü o filiz
Dallanır budaklanırdı
VII
Bıçak ve çatal saklanırdı düğünün ertesi hafta
Çınar ağacının köklerinin uzandığı
Durgun dere yatağının bataklığına
Ve söylerdi kökler
Gelin önce hangisini bulursa,
Kız mı doğacak erkek mi
Çocuğu diye
Bazen de bulamazdı gelin
Çatalla bıçağı ne kadar arasa da
Yardım etmezdi ona
Ne Çınar ağacı yaprakları
Ne çınar yaprağı desenli pazen elbisesi
Ne de çamurun içinde uzanan kökler
Ölü doğacak çocuğun demezlerdi
Kahin değildi kökler
Bilgeydi
Hikayeleri bilirdi yalnızca kökler
Ve bilirdi her insanın yolu
Onun öğrenmesi içindi
VIII
Ölümler olurdu
Tekin üzüntüsü çoğulun yası içinde erirdi
El birlik yakılırdı kazanın altı
Kurumuş çınar ağacı dalları
Son görevlerini yerine getirirdi
Kaynatırdı suyu tutuşup kazanın altında
Ölü yıkanırdı ölü çınar ağaçlarının
Isısıyla kaynayan suyla
Ve karanlık çökerdi güne
Ölümün çöktüğü gibi yüreklere
Ölünün çöktüğü gibi çınar ağacı gölgesindeki
Çukuruna
Karanlık çökerdi.
Siyah feraceli kadınlar
Altına çınar yaprağı döşenmiş sinileri
Alıp alıp yemek getirirlerdi
Ölü evine
Ve ölümün acısının boğazlardan geçirmediği
Lokmalar
Hep birlikte durgun bir sessizlikle zorlanarak
Yaşamın devam ediyor olduğunu imlercesine
Çiğnenirdi
Dualar okunur okunur
Okundukça içte biriken tek acı
Onlarca gözden yaş olur akardı
IX
Her ölü niyetine
Herkes bir çınar fidanı dikerdi
Çınarlığa
Derenin sularına doğru kök salardı
Yeni yetme çınarlar
Ve böylelikle serpilir gelişirlerdi
Balık göçlerine gözcülük ederlerdi
Köylülerle birlikte
Güvendeydi balıkların soyu
Çınarlarında güvende olduğu gibi
Kesilmezdi dalı yaş çınar ağacının
Köylüler arasında bir kehanet vardı
Çınar ağacı kesenin soyu kuruyacağına dair
Korkardı köylüler, birbirlerinden değil
Çınar ağacına zarar vermekten
……………………
X
Aradan kaç zaman geçmişti
Kız kaçıncı nesliydi köylünün
Önemsizdi
Yürürken dere kenarında
Takip ederek atalarının izlerini
Onlarca ağaç kökü gördü gövdesi olmayan
Köklerin üstünden filizler vermeye çabalayan
BİYOGRAFİ
Lir İda, 9 Şubat tarihinde İda’da doğdu. Şiirleri Numaradoksan ve Firuze dergilerinde yayınlandı.
İçinizden herhangi biri ve kendi olmaya meyil etmiş biri. Döndürün başınızı sağa sola, belki de her gün gördüğünüz biri.
Şiirde ve şiirle yaşıyor…