İstanbul doğumluyum. İstanbul'da yaşıyorum. Şiir yazıp, şiir seslendirmesi yapıyorum. Çocukluğum İstanbul’un tarihi semtlerinden biri olan Yedikule’de geçti. Beni ben yapan bu semttir. Unutamayacağım arkadaş, eş ve dostları buradan kazandım. İktisat okudum. Evliyim. Bankadan emekliyim. Bir tane oğlum var. Gemi Makina Mühendisi. Yeni evlendi. Şimdi bir de kızımız oldu. Bu nedenle eşim ve ben çok mutluyuz. Fenerbahçe Divan Kurulu üyesiyim. Çocukluğumdan beri şiir yazarım. Çok kitap okurum. Her zaman bir başucu kitabım olur. İnsanların iç dünyaları çok ilgimi çeker. Güzel dostlarım var. Benim için en önemli özellik insanların vicdan sahibi olmasıdır. Haksızlığa gelemem. Vatanım, milletim, bayrağım, dilim benim için çok önemlidir.
Herkese kucak dolusu sevgiler.
İnsan bazen kendi içine doğru uzun bir yolculuğa çıkar. Bu yolculuk kimi zaman bir çiçeğin kokusunda başlar, kimi zaman da dağların mor gölgesinde. Veya başka bir şeyde. Ben bu yolculukta, yıllardır tek bir gerçeğin peşinde olduğumu fark ettim. Sevginin. Sevgi,...
Bir gün sosyal medyada bir kız tanıdım.Adı Zühre’ydi.Adı gibi parlak, adı gibi gökyüzüne ait.Ama hayat ona kolay bir yol çizmemişti.Zühre engelliydi.Fakat bedenine konan sınırlar, ruhuna asla konamamıştı.İçinde dimdik bir hayat mücadelesi taşıyordu.Ben Facebook tarafından cezalı olduğum günlerde, videolarımı opaylaştı.“İyi ki...
Yalan kişinin bilinçli bir tercihidir. Dil sürçmesiyle veya kaza ile değil, hesapla, kitapla söylenir. Korkaklığın akılla boyanmış halidir.Yalancı, aslında karşısındakini değil, kendini aşağılar. Her yalan, insanın omurgasından bir parça koparır. Bir süre sonra doğruyu söyleyemez hale gelmez, doğruyu söylemeye cesareti...
Yazlıktaydım. Kapının dışından bir miyavlama sesi geliyordu. Kapıyı açtım baktım. Bir kedi boynu bükük öylece duruyordu. Üzgün bir hali vardı. Çok şaşırdım. Başını sevdim. Sevmem için bekliyordu sanki. Kıpırdamıyordu hiç. O anda onu içime sokasım gelmişti. Sonra yan dairenin kapısına...
Bizler büyürken bir taraftan da zaman değişti. Masallar bile eski havasında değildi. Pinokyo daha büyük yalanlar söylüyor, bal kabakları atlı araba olmuyordu. Yedi Cüceler Pamuk Prenses’i uyandırmaya çalışmıyor, Rapunzel’in saçları uzamıyor böylece prens kuleye tırmanamıyordu. Keloğlan da artık şarkı söylemiyordu....
AYŞEN ÖZGÜR Yıllar önce bir 10 Kasım sabahı.Yer, gök, kuş, çiçek ağladı.Gözyaşları sel oldu.Ata’m çekildi ebediyen dinlenmeye.Bütün cihan üzüldü yokluğuna.O tüm dünyanın saygı duyduğu komutandı.Yaptıklarıyla örnek bir başbuğdu. Yüz yılda bir gelirmiş böyle biri dünyaya.O da kısmet olmuş vatanımıza.Ne şanslısın...
AFFETMEK! “Affetmek, geçmişi değiştirmez ancak geleceğin önünü açar.” Demiş bir yazar. Affetmek kesinlikle unutmak veya yapılan şeyi mazur görmek anlamına gelmez. Kişinin kinden, hırstan, nefretten, intikam duygularından arınarak ruhsal olarak hafiflemesi olarakta ifade edilebilir. Affetmek, sadece zihinsel ve duygusal sağlığımız...