DOLAR
18,5307
EURO
18,2250
ALTIN
989,53
BIST
3.146,89
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Açık
27°C
İstanbul
27°C
Açık
Cuma Açık
26°C
Cumartesi Hafif Yağmurlu
25°C
Pazar Az Bulutlu
22°C
Pazartesi Az Bulutlu
21°C

Ali Rıza Malkoç Röportajı

Ali Rıza Malkoç Röportajı
  • B.F. Bize kısaca kendinizi tanıtır mısınız?

Öncelikle, kendimi ve çalışmalarımı anlatma imkânı sunduğunuz için teşekkür ederim.

1965 yılında Samsun’da doğdum, büyüdüm. Teknik Lise Elektrik bölümünde okuduktan sonra, İktisat bitirdim. Kısa dönem askerlik görevimin devamında, yirmi yılımın geçeceği Bursa’ya yerleştim. Öğrenim gördüğüm alanlarda mesleki çalışmalarım olsa da daha çok sosyal ve toplumsal alanlara odaklanmak ilgimi çekti. Okuma, dinleme ve gözlem alışkanlığım, ortaokul yıllarıma dayanır.

Mesleki, teknik, sosyal ve diğer bilimsel alanlarda okuduğum eser sayısı sanırım 3500 civarındadır.

Hece şiiri, halk ve sanat müziğine olan ilgim, Bursa’da yaşadığım yıllarda daha da arttı. Farklı yörelerden halk kültürlerini tanıma imkânı buldum. İşte şairlik ve yazarlık başlangıcım da bu yıllara dayanır. İlk kitap çalışmam ve hece şiiri denemelerim 2004 yılında başlamıştır.

Şiirlerimden beste çalışmaları yapıldığı gibi, lisans ve yüksek lisans tezi de yazılmıştır.

Anlam, aidiyet, gerçeklik ve bilimsel arayışlarım beni farklı alanlarda okumaya sevk etti.

Psikoloji ile başlayan okumalarım, sosyoloji, felsefe, mantık, hukuk, tarih, edebiyat, üretim planlama ve süreç iyileştirme, inovasyon ve benzeri alanlara yöneldi.

Evliyim ve üç evladım var. Samsun’da yaşamaktayım. Eşim ev hanımı, natürel yağlı boya tablo çalışmaları yapıyor.

Kızım, özel sektörde Endüstri Mühendisi olarak çalışıyor. Elektronik ve Haberleşme Mühendisi olan oğlum, yazılım sektöründe görev yapıyor. Diğer oğlum bu yıl, Bilgisayar Mühendisliği bölümünde öğrenim görmeye başladı.

Bundan sonraki dönemde daha fazla okumaya, yazmaya ve seyahatler yapmayı planladım. Nasip, kısmet, imkân, zaman ve ömür meselesi tabi.

  • B.F. Yazmaya nasıl başladığınızdan ve ne kadar zamandır yazdığınızdan bahseder misiniz biraz?

Okuyup düşündüğünüzde, gözlemlerde bulunduğunuzda, bilmediklerinizin ne kadar çok olduğunu tespit ettiğinizde daha çok araştırma merakı doğuyor. Ve öğrendiklerinizden edindiğiniz birikimi de gelecek kuşaklara aktarma sorumluluğu ve vefası sizi yazmaya yöneltiyor. Makale, mektup, şiir yazma uğraşım 1980’lı yıllara kadar dayansa da, kitap formatındaki yazarlığım 2004 yılında başlamıştır.

  • B.F. Yayınladığınız kitap sayısı ve konuları nelerdir?

2004- 2005 yıllarında kendi imkânlarımla yayınlamış olduğum üç kitabın baskısı tükendi, dağıtımda değildirler. Devamında, 2018-2021 yılları arasında 4 yılda 15 kitap yayınladım. Toplam sayfa sayısı 5000 civarındadır. Öykü, anı, roman, hece şiiri, deneme, makale, inceleme, inovasyon, müzik, alanlarında kitaplar yazdım. Sosyoloji, hukuk, edebiyat, mantık, felsefe ağırlıkla anlatımlar içerir. 16. Kitabımı yazmaktayım. Yayıncıyı belirlediğimde, yakın bir zamanda yayınlanır sanırım.

  • B.F. Yazarken karşılaştığınız zorluklar oldu mu? Yazmak ve yayınlamak; sizin için hangisi daha zordu?

Her iki alanın da kendine özel engel ve zorlukları var. Öncelikle şunu belirteyim; yoğun gözlem yapmayan, dinlemeyen, izlemeyen, okumayan bir zihin, farklı şeyler düşünemez, üretemez.

Dolayısıyla etkin ve sürekli yazamaz. Şükür ki ben bu aşamayı geçtiğimi zannediyorum. Sorun ve ihtiyacı yakaladığımda, yazı peşinden geliyor ve makale, deneme, inceleme veya şiir formatında bir ifade ürününe dönüşüyor.

Kitabınızı, masrafını kendiniz karşılayarak yayınlayacaksanız, bu tarz üretim yapan matbaa ve yayınevleri çoğaldı. Hiçbir zorluk çekmezsiniz. Fakat kapak, dizgi, editörlük, son okuma, dağıtım, satış hizmetini, telifsiz dahi olsa alabileceğiniz bir yayınevi bulmakta her yeni yazar zorlanır. Ülkemizde yaklaşık dört bin yayınevi, ayda ortalama iki bin kitap basmış olsa da, ticari kaygılarla, stok ve üretim maliyetinden dolayı çekinceleri olması normaldir. Sonuçta bu bir ticari faaliyet. Sürdürülebilir olması için satış miktarının da yüksek olması gerekir.

Yazmak bir gönüllülük tabanlı ve özveri gerektiren uğraşı olsa da bir şirketten bu özveriyi bekleyemeyiz. Yazarlık da aslında; zaman ayırma, zihin yorma ve kitap satın alarak okuma açısından düşündüğünüzde, masraflı, çileli, sorumluluk yükleyen bir iş. Bir yazarın yılda bir kitap yazdığını düşünelim. Ve on iki ay boyunca, her ay ortalama on kitap, dergi satın alıp okuduğunu, evini ofis gibi kullandığını varsayalım. Bu yazarın, bir kitabı yayınlamak için, bir yıldaki hazırlık masrafını gelin birlikte hesaplayalım. Ayda okumak için aldığı kitap, dergi, gazete masrafı: 750 TL. Okuma ve yazmaya günde ayırdığı en az on saatlik mesai ücreti, asgari ücretten aylık: 3.000 TL.

Evine kira vermese de, okuma, yazma döneminde kullandığı telefon, internet, elektrik, ısınma ve kırtasiye, kargo giderleri için de 750 TL lik bir bedel ayıralım. Yayınlatacağı kitabın kapak ve sayfa tasarımını, son okuma hizmetini de yazar yaptıracaksa, yaklaşık 3.000 TL de ona ayırması gerekecek. Ne kadar oldu, okuryazarlık için en az aylık masrafımız: 4.500 TL. Bunu yıl bazında 12 aylık hesaplarsak 57.000 TL.

Çıkan kitabından yılda 1000 adet satılsa bile alacağı telif ücreti %7 oranından 1000 TL’yi geçmez. Kaldı ki birçok yeni yazar, telif ücreti talep etmediği gibi, yayınlanan kitabından, 1000- 2000 TL’lik satın alarak, yayıncısına destek olmak zorunda.

Yayıncı ne yapsın? Peşin parayla, döviz kuruna endeksi kâğıt parası, baskı maliyeti ödeyerek,

İşletme, tasarım maliyetlerini de karşılayarak, yayınlamış olduğu kitabı, %50 – %60 ıskontoyla dağıtıma vermek zorunda kalıyor. Ödemelerini de sanırım 6 ayda bir tahsil ediyorlar.

Yazarlık zor, yayıncı olmak daha zor. Kitap yazarak geçimini sağlayan, bu alandan para kazanabilen yazar sayısı, en fazla 100 kişidir zannediyorum.

Yani birçoklarının yanılgıya düştüğü gibi, her yazar çuvalla para kazanmıyor. Kendi kitabını da ücretini ödeyerek satın alıyor. İmzalayıp hediye ettiklerini de kendi imkânlarıyla karşılamak zorundadır.

Benim böyle bir beklentim, çekincem, endişem yok. Maliyetli ve özveri gerektiren bir alan olsa da, zihnim düşünce ürettikçe, ayakta durdukça okumaya ve yazmaya devam edeceğim.

İlk kitabımı yayınlatırken, 150 yayınevine eposta ve/ya kargo ile göndermiştim.

Benim için tecrübe oldu. Şimdi ise kitabımı yayınlatabilecek alternatif yayıncılar bulmakta bir zorluk çekmiyorum.

  • B.F. Yazılarınızda sizi besleyen kaynaklar nelerdir, ilham kaynağınız nelerdir; biraz bahseder misiniz?

Bu etken her şair, yazar ve düşünür için çeşitlilik arz eden bir konudur. Okuyup, dinleyip, izleyip gözlemlediklerinizi hangi süzgeçlerden geçirip hangi yapıştırıcıyla yan yana getirdiğinize bağlıdır bu durum. Diş hekimi, mesleği, merakı ve birikimi gereği, yiyecek için avlansa dahi, tuttuğu balığın önce dişlerine bakar. Düşünce üretenler için de durum buna benzerdir. Bazen bir yolculuk, bazen bir telefon sohbeti, bazen bir alışveriş ortamı, izlediğimiz bir film, duygulandıran bir melodi, kulak kabarttığımız bir haber, sosyal medya paylaşımı.

Bir sevinç, bir üzüntü, bir coşku, bir heyecan anı…. Evet, bu ve benzeri olay, durum ve etkenler; şiir, makale, deneme, öykü, roman, anı türü yazılarıma kaynaklık etmiştir. Bazen de duygulanırsınız, çok değişik bir atmosferde gezinir hayaliniz, bilinciniz fakat bunu yazıyla anlatmakta zorlanırsınız. Bundan dolayıdır ki, 10 yıl kadar ifade şeklim hece şiiri yazmakla yoğunlaşmıştı ve bunu öykü, anı, roman, deneme, makale, inceleme olarak çeşitlendirme ihtiyacı hissettim. Her kitap bir insan. Her insanda kitaplar dolusu cevher var.

Sormadan, deşmeden, konuşturmadan, atmosferine, iklimine girmeden bilemezsiniz.

Bazen sessiz bir ortam, bazen de sıra dışı, gürültülü, çelişkili bir ortam, yazara ilham kaynağı olabilir.

  • B.F. Kitap okur musunuz? Bulunduğumuz dönemde yayınlanan kitaplarla ilgili düşünceleriniz nelerdir?

Evet, daha önce de belirttiğim gibi, hem sosyal, hem teknik, hem fen bilimleri alanlarında okumalarım vardır. Okur yalnızca fiziksel olarak eline aldığı kitabı okumaz. Bilimsel makale, akademik tez, araştırma yazıları ve diğer kitapları, PDF formatında, elektronik ortamda da okuyabilir. Bir web sitesi makalesi de kitap yerine geçmese de, bilgi, duygu ve fikir dünyanıza çok şeyler katabilir.

Bir kitap, bir olay, bir tepki, bir beklenti; tüm okuma dünyanızı değiştirebilir.

Örneğin okuma planımda hiç yokken; son 4 yıl boyunca en çok okuduğum kitap alanı, Hukuk olmuştur. Bu alanda okuduğum kitap, mevzuat, dergi, makale, tez, rapor, PDF içerik o kadar çok ki, “mesleği hukuk olan kaç kişi bunları okumuştur acaba” diye de merak etmişimdir.

Hukuk felsefesi ve sosyolojisiyle başlayan merakım; anayasa hukuku, ceza hukuku, insan hakları hukuku olarak devam etmiştir. Kitaplarımdan üç tanesi hukuk ağırlıklı olup, anayasa taslağı bile hazırlayıp sundum.

Çok satılan güncel kitaplardan ben de alıp okuyorum. Bazılarına hayran kaldığım gibi, gereksiz ve abartılı bulduklarım da oluyor. Her insanın ölçü, gözlem, algı, beklenti ve bakış açısı farklıdır. Benim ilgimi çekenler, diğerlerine cazip gelmeyebilir. Önemli olan okuma sayısı ve çeşitliliğini artırmak. Okuyarak, istikrarlı ve tutarlı bir düzlemde yürüyenler, muhakkak ortak bir paydada buluşacaklardır.

  • B.F. Yazmanın sizin için ne ifade ettiğini öğrenebilir miyiz?

Yazmak öncelikle mutluluk veren ve aşılayan bir eylemdir. Vefa borcudur. Topluma sunulan aşıdır, mayadır, tohumdur. Kalıcı bir mirastır. Toplumsal hafızaya, içerik sunmaktır.

Toplumsal faydaya katkıdır. Zihnin, bilincin zekâtıdır. Vicdanın haykırışıdır.

Bilim, mantık ve felsefeye, kalıcı zemin hazırlamaktır.

  • B.F. İyi yazmak için bir formül var mıdır size göre?

Bir yazar, periyodik ve kronolojik olarak yazılarını incelediğinde; gelişim, değişim ve metodolojik, sistematik ilerlemeyi zaten fark edecektir. Tüm yazdıklarının, birbirini tamamladığını, bir bütünün parçaları olduklarını fark edecektir. Geçmiş dönemde nelerin yazıldığını okumadan, neyi nasıl yazmanız gerektiğine karar vermezsiniz. Tekrara düşer, taklitçi olur, kopya çekmiş gibi algılanırsınız. “Oku, araştır, dinle, gözle, izle, raporla- karşılaştır, tahlil et, doğrula, test et, görüş al, tepkileri ölç ve sonra yazdıklarına son şeklini ver”

Belki böyle bir işlem sırasını formüle dökebiliriz.

  • B.F. Yazmak isteyenlere önerileriniz nelerdir?

Hangi konuda, hangi tarzda yazma sanatını tercih edeceğiniz, hemen belirleyeceğiniz bir alan değildir. Tek alana odaklanmak da ufkunuzu ve idealinizi daraltabilir. Şiir, roman, öykü, deneme, makale, tiyatro senaryosu, eleştiri/inceleme yazısı… Her çeşidinden de yazabilirsiniz, bir alana ağırlık da verebilirsiniz. Yerli ve yabancı yazarları gözlemlediğimizde, farklı ifade sanatlarında başarılı eserler yazmış yazarları görebilirsiniz.

Zamanlamanız, ilgi ve bilgi alanınız, yetenek, birikim ve zihinsel donanımınız; tercihlerinizin üst ve alt sınırını belirleyecektir.

Yazdığınız yazıların, piyasaya şartlarında okuru az olabilir. Bu sizi yanıltmasın, yıldırmasın.

Nice sonradan meşhur olmuş yazar ve bilgelerin yaşam öykülerini okuyunuz. Umutsuzluğa düşmeden, yılmadan, beklenti içinde olmadan; bilim, düşünce ve edebiyat aşkıyla, insanlığa nice kutlu eserler bırakmışlardır. Yazmak sizi mutlu ediyorsa, iç huzuru sağlıyorsa, aidiyet, mesuliyet, hakkaniyet beklentinizi ve kriterlerinize uyumluysa, doğru yoldasınız demektir.

  • B.F. Buradan okurlarımıza mesajınız nedir, ne söylemek istersiniz?

Okumak, zihnin ihtiyaç duyması, bilincin talebiyle şekil alır. Her okur, yazar olmak zorunda değildir. Fakat yazmak isteyen okur tezgâhından geçmek zorundadır. Gözlem için çok gezmek, insan ilişkileri, sürekli iletişim ve dayanışma içinde olmak; insan olmanın gereğidir.

Kâinat kitabını ve insanı okumak için pratik olarak psikoloji, sosyoloji, anatomi, felsefe, mantık ve astronomi bilgisine ihtiyaç vardır. Bütüncül yaklaşım ve holistik kültürü kavramak ve bu bütünlüğün bir parçası olduğumuzun idrakine varmak için bu alanlardaki bilgi birikimini ihmal etmemek gerekir. Okuyorum, yazabiliyorum, anlıyorum, paylaşabiliyorum, düşünebiliyorum, acı çekebiliyorum, mutlu olabiliyorum… O zaman insan olarak ben de varım.

Umarım kısa da olsa mesajımız, yazı/edebiyat dünyamıza bir katkı sunmuştur. Bu imkânı verdiğiniz ve zaman ayırdığınız için teşekkürler.

www.esanmel.com

@paradoks.okur.yazar

@yazar.betulfirat_fan

İnfo@esanmel.com

Yorumlar

  1. Seher dedi ki:

    Merhaba ,
    Güzel rapordaj olmuş, hem sizi hem değerli yazarı kutlarım. Yazarın, yayinevleri konusunda çok iyimser olduğunu da söylemeliyim. Sağlık, başarı, mutluluk dilerim.
    Esen kalın.